müridlerin hâllerine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmiştir. Cüneyd ise muhakkiklerin tevbesine işâret etmiştir. Onlar, Allah'ın azametinin ve sürekli zikrin kalblerine galib gelmesinden dolayı günâhlarını hatırlamazlar. (Kuşeyri, 50
Büşenci'ye Tevbe nedir? diye sorulunca şu cevâbı vermiştir: Günâhını hatırlar da, o hatırlama ânında o günâhtan hoşlanmazsan, işte o tevbedir.
İbn Atâ demiştir ki: Tevbe iki türlüdür: İnâbe tevbesi ve isticâbe tevbesi. Kulun Allah'ın vereceği cezâ korkusu ile yaptığı tevbe inâbe tevbesi; Allah'ın kereminden hayâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a yaptığı tevbe ise isticâbe tevbesidir. (Kuşeyri, 51
Tevbe sözlükte rücü (dönmek) mânâsına gelir. Tevbe etti sözü Döndü demektir. Allah'ın nehyettiği şeylerden Allah'ın güzel emirlerine dönmek tevbenin hakikatidir. (Hücvîrî, 351
Tevbenin üç sebebi vardır: İlk olarak, kalbi cezâ görme korkusu istilâ eder, çirkin filler işleme üzüntüsü hâkim olursa, nedâmet meydana gelir. İkinci olarak, (ilâhi ve uhrevi) nimetlere rağbet kalbe galib olur. Çirkin amellere yönelmek ve emirlere karşı gelmekle bu nimetin elde edilemeyeceği anlaşılırsa, bu nimeti elde etme ümidiyle beraber pişmanlık da duyulur. Üçüncüsü Allah yaptıklarımı görüyor diye hayâ etmek ve (O'nun emirlerine) muhâlefet etmekten pişman olınaktır. Bu üç tevbe türünden ilkini yerine getiren tâib, ikincisini yerine getiren münib, üçüncüsünü yerine getiren evvâbdır
Tevbenin üç makamı vardır. Birincisi tevbe, ikincisi inâbe, üçüncüsü evbedir. Tevbe cezâ korkusu, inâbe sevâb taleb etmek, evbe ise emre uymaktır. Çünkü tevbe avâmın makamıdır ve büyük günâhlardan olur. Çünkü Hakk Teâlâ Ey a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minler /a Allah'a tevbe-i nasüh ile tevbe ediniz buyurmuştur. İnâbe, mukarreblerin ve velilerin makamıdır. Onun için Allah şöyle buyurmuştur: Kim Rahmân olan Allah'tan giyâben korkar ve inâbeli bir kalb ile gelirse,... fonun için cennet vardır) Evbe ise peygamber ve resüllerin makamıdır. Bundan dolayı Allah Teâlâ /Dâvüd) ne iyi bir kul idi. Daima evvâb ve evbe sâhibiydi Sâd, 38/3) buyurmuştur. (Hücvîrî, 351-352
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevbe-inabe-evbe/" tevbe-inâbe-evbe /a
Tevbe, büyük günâhlardan tâata, inâbe, küçük günâhlardan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbet /a hâline, evbe ise nefsten Allah Teâlâ'ya dönüştür. Büyük günâhlardan Allah'ın emirlerine dönen kimse, şeytanın iğvalarından (dürtülerinden), vehimden mehabbet hâline dönen kimse ve nefsinden Hakk'a dönen kimse arasındaki fark açıktır. (Hücvîrî, 352
Tevbe, rabbâni bir teyid (destek); meâsi (günâhlar), ise cismâni fiillerdir. Pişmanlık kalbe girince, cesette kalbin pişmanlığını giderecek hiçbir âlet kalmaz... ..Tevbe üç kısımdır: Birincisi hatadan sevâba (doğruya); ikincisi sevâbdan
