(fakr-ı zât; gınâ mine'l-ibâd; gınâ-yı halk; kâni'
Burada fakrdan maksad, maddeye ihtiyaç duymamaktır
Fakr, şeref elbisesi, peygamberlerin giysisi, sâlihlerin örtüsü, muttakilerin tacı, müminlerin süsü, âriflerin ganimeti, müridlerin uyarıcısı, itâatkârların kalesi, günâhkârların zindanı, kötülükleri reddeden, iyilikleri büyüten, dereceleri yükselten, gayelere ulaştıran, Cebbâr (olan Allah'ın) rızâsı, onun dostluğuna ehil olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ebrar/" ebrâr /a (iyi kullar) için bir kerâmettir. Fakr, sâlihlerin şiarı ve muttakilerin âdetidir. (Luma , 74
Fakr ve ginâ iki hâldir. Kulun onlara tâbi olmaması gerekir. Aksine kula gereken onları geçmek ve orada kalmamaktır. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ve mârifet ehline göredir. Hakikatin hükümleri (yollarda karşılaşılan hâllerde değil) sonuçlardadır (amaç yollarda meşgul olmak değil, hakikate ulaşmaktır
Bir başka sınıf, bunu söyleyenin fakr ve ginâyı eşit tuttuğunu sanarak şöyle söylemiştir. Fakr ve ginâ arasında İsadece) hâl olmaları bakımından fark yoktur. (Luma , 521
Ebü Muhammed Ceriri şöyle söylemiştir: Fakr, mevcüdu yitirmedikçe mâdümu folmayanı) istememendir. Bunun mânâsı şudur: Rızkı ancak farzları eda etmekten âciz kalacağından korktuğunda istemendir
İbn Cellâ da Kendileri zaruret içerisinde bulunsalar bile onları kendilerine ter228 fakr-gınâ
cih ederler. âyetine göre şöyle söylemiştir: Fakr, senin olmamasıdır. Varsa da o senin değildir.
Muhammed Ruveym Muhammed ise şöyle söylemiştir: Fakr, her mevcüdun yokluğu, her mefküdun (olmayanın) terk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesidir /a .
Kinâni şöyle söylemiştir. Allah'a muhtaç olmak sağlamlaştığı zaman, Allah ile ginâ da sağlamlaşır; çünkü bunlar biri olmadan diğeri de olmayan iki hâldir.
(Ebü Hüseyin) Nüri şöyle demiştir: Fakirin sıfatı yokluk hâlinde sükün; varlık
