Fass ve fıss diye iki türlü okunmuştur. Fass diye okunması daha doğrudur. (Bustân, 40
Fass a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a bu kitâbda (Fusüs) dört mânâda kullanılmıştır. Birincisi; fass kelime demektir. bunu şöyle ifade etmiştir. Her a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetin /a fassı ona a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilen kelimedir. Fass kelimesi mübtedâ (özne), kelime lafzı da haberdir (yüklem). Yüzüğün kaşı nasıl yüzüğün bir parçası ise, âlem de onun varlığıyla tamamlanmıştır. Bu mânâya göre peygamberlerin rühları yüzüğün kaşı, varlıkları da kaşa göre yüzük durumundadır
Ikincisi; fass, kalb mânâsına gelir. Buna da fass kelimesini mübtedâ, fi kelimetin sözünü de haber yaparak, ilhâmlı hikmetin fassı, ondan sonra da sayılan diğer fasslar sözüyle buna a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmiştir. Bundan sonra fassı mübtedâ yaparak, fi kelimetin ifâdesini de perdeleyerek (yani haberin önüne edat getirerek) haberi örtülü bir hâle getirmeyi murâd etti. Bu durumda, peygamberlerin kalbleri yüzüğün kaşı; rühları da kaşa göre yüzük durumundadır
Üçüncüsü; fass hikmet , yani rühlarına nakşedilmiş ilimler demektir. Onların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/fass-i-hatem/" fass-ı hâtem /a kalbleri hakkında istersen onun dediği gibi konuşan kalblere hikmetler indiren de diyebilirsin. Buna göre onların ilimleri yüzüğün kaşı; rühları da kaşa göre yüzük durumundadır. Buna şu sözle işâret edilmiştir: Ondan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a olduğum her şeyde bize emânet edilen bir ilâhi hikmet vardır. Fusüs a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kitabi/" kitâbı /a , fassı hikmet mânasında kullanmakla beraber hikmetlerin sayısı hakkında hiçbir şey söylememiştir
Dördüncüsü; fass hikmetin özüdür. Bunu da şöyle izah etmiştir. Mâlik'in kuluna verdiği ilk şey ilâhi hikmetin özüdür... O zaman öz yüzüğün kaşı; hikmet de kaşa göre yüzük durumundadır. Bu dört mânâ ile a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdun /a (varlığın) tüm mertebelerindeki devrini bildirmek şeklindeki benzetmedeki maksada ulaşılmış oldu. (Sofyavi, 11
