tenzih etmekle olur. Üçüncüsü, Hak'tan halka seferdir. İlâhi isimlerle rabbâni sıfatlar mertebesine tenezzül ile olur. Seferlerin sonuncusu olan dördüncü sefer ise, imkân âleminde (varlık ve yokluğun, oluş ve bozuluşun eşit değerde geçerli olduğu âlemde) zamanın biri, vaktin teki, ayn'lar ayn'ı, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halife/" halife /a -i Rahmân olan insana —yani vaktin Muhammed'ine - mahsüstur. Bu konuyla ilgili olarak Muaşşerât Risâlesi'nde Mim Harfi maddesinde şöyle demiştim:
Bir ayndır vaktin Muhammed'i
Vaktin hükmüyle zuhür eder ümmetlere o
ve tümü peygamberler
Allah'ın vücüduyla ama kan ile değil
Zât'ının mazharları saymakla bitmez
Kelimeler yetmez tek tek saymaya
Mutasavvıfların büyükleri , hulül (Allah'ın kulun bedenine girmesi) sözünü küfür olarak görürler. Çünkü bu takdirde bir hulül eden, bir de hulül edilen olması gerekir. Allah ise bundan münezzehtir. Onlara göre Allah, hiçbir şeye muhtaç olmaksızın Zât'ı ile kaimdir. Vücüd (varlık) da ancak O'nunla kaimdir ve O'nun zuhürlarından bir zuhürdur. Onlar kâinâtı denizin dalgalarına benzetirler. Bu durumda dalga denize hulül edemez. Çünkü onun sudan başka bir vücüdu (varlığı) yoktur. Dalga, ancak denizle kaim olan süretlerden ibârettir. (Rihle, 217
esmâ'/esmâ'ullâh (esmâ-yı hakk; sıfâtiyye
İsimlerin tamamı sıfat isim, Allah ise Zât ismidir. İsim mânânın alâmetidir. Mânâ, Zât'ı bildiren alâmettir. İsimler sıfatları bildiren alâmetlerdir. Sıfatlar da Zât'ı bildiren alâmetlerdir. Sıfatları kabül edip de Zât'ı kabül ermeyen müslüman değildir. Sıfattan önce Zât'ı kabül edene müslüman denebilir ve sıfatların kabül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a gerekir. Bunun delili şudur: Eğer bir kimse Rahmân'dan başka ilâh yoktur veya Rahim'den başka ilâh yoktur dese ve sırasıyla bütün isimleri bu şekilde söylese, Allah'tan başka ilâh yoktur demedikçe müslüman olamaz. Yine bir kimse sadece bu Vâhid (tek) ismi kabül ederse — ki o Allah'tır- bütün isimler bu isme dahil esmâ'/esmâ'ullâh
olur, diğer isimlere dahil değildir. Bu isimden bütün isimlerin mânâsı çıkarılabilir. Diğer isimlerin bütün vecihleri (yönleri) bu isme dahildir. Bu isim (Allah ismi) ise kendinden başka hiçbir isme muhtaç değildir
Mutasavvıflar sıfatlar konusunda dedikleri gibi, isimlerin de Allah'ın ne aynı, ne de gayrı olduklarını söylemişlerdir. Bazıları ise Allah'ın isimleri Allah'ın aynıdır demişlerdir. (Ta'arruf, 17
Akıl ve şeriata göreimam (baş) isimler yedi tane olup, bundan ne fazla ne de eksiktir. Geri kalan isimlerin tamamı bunlara tâbidir. Bu isimler, Hayy, Âlim, Mürid, Kail, Kadir, Cevvâd ve Muksit'tir. (İnşâ , 33
İsimlerin zuhüru, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatte /a Zât'ın zuhürudur. Çünkü isimler ademi umürdandır (yokluğa yönelik işlerdendir). Zuhür ise vücüdidir (varlığa aittir). Zât'ın bâtınlığı, isimlerin zuhürunun aynıdır. Hakk'ın zuhüru ise bâtınlığının aynıdır. Vâhid (tek) olması bakımından bâtınlığı da zuhürunun aynıdır. Çünkü O her bakımdan tektir. (Esfâr, 44
Hak Teâlâ'nın isimleri iki kısımdır. Yani özünde vasfa delâlet eden isimler
