Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

felâh (Tasavvuf Sözlüğü)

Felâh (kurtuluş) iki türlüdür: Birinci türü, âhirette cenneti kazanarak cehennemden, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a da âfet ve belâlardan kurtulmaktır. İkinci türü, dünyâda itâate muvaffak kılınmak, …

Felâh (kurtuluş) iki türlüdür: Birinci türü, âhirette cenneti kazanarak cehennemden, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a da âfet ve belâlardan kurtulmaktır. İkinci türü, dünyâda itâate muvaffak kılınmak, âhirette ise cennetlerde ebedi olarak kalmak süretiyle bereket ve saadete ulaşmaktır. (Gunye, TI, 17

felek/ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/eflak/" eflâk /a (felek-i atlas; felek-i bürüc; felek-i cevzâ'; felek-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rar/" esrâr /a ; felek-i kamer; felek-i mükevkeb

Gaybın nürundan bir kandildir o. Işıdı ve eski yerine döndü. Bütün kandillere üstün geldi, sultan oldu hepsine. Aylar arasından tecelli eden bir ay o. Öyle bir ay ki burcu felek-i esrârda (sırlar feleğinde). Hakk ona, bütün himmetini topladığı için ümmi , nimetleri büyük olduğundan haremi , yakınında durduğu için de Mekki dedi. (Tavâsin, 191

Onbir büklümlü bir rakve (deri su kabı) gördüm. -Müellifin bu ifâdede geçen onbir büklümlü rakve den kasdı yer küredir. Bunların dokuz tanesi dokuz felektir (gezegendir). Diğer ikisinden biri hava, diğeri ise ateştir. Ateş havayı kuşatmıştır, bunların her ikisi de felekler tarafından kuşatılmıştır

Bir sahana atılmışlar, ortalarında bir miktar su var, suyun ortasında birbirine yapışmış kumlar var. Bu kumların etrafında ise, hareket eden birçok canlı var. Bu on iki büklümlü su kabının katlarının her birine —dokuz tane yüksek hücreden her birini kasd ediyorum- ışıklı bir püskül yerleştirilmiştir. Sadece ikinci kata püskül yerleştirilmemiştir. —Dokuz katın her birinde inci felekler vardır. Sadece sekizinci katta yoktur. Oraya da birçok felek yerleştirilmiştir

Çünkü, bu katta birçok ışıklı püskül vardır. Bu püsküller, Faslı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvuf /a erbabının sarıklarına benzer. Belki de Faslı tasavvuf erbabının sarıkları, bu gezegenlerin hareketlerini ve batıdan doğuya doğru dönüşlerini temsil etmektedir. Aristo'nun aksine, birçok Arab feleği görülür

Sekizinci felek -ki bu son felektir- batıdan doğuya doğru hareket eder. En üst katta püskül yoktur. -Dokuzuncu katta felek yoktur. Bu en büyük kattır, buranın görüşü bütün felekleri kuşatır. Bize göre o dokuzuncu kat değildir. Bu, ona göre birinci kattır

Böylece, bütün bu felekler, top gibi hızlı bir şekilde dönerler, orada hiçbir boşluk yoktur. Yani orada, ne bir çatlak, ne de bir yarık vardır. Bu dokuzuncu katın rengi de yoktur. Bulundukları vaziyetten dolayı çok latiftirler, diplerinde bulunan hiçbir şey gizli kalmaz. Bunların rengi yoktur. Çünkü çukur yüzey, tümsek yüzeyin aralığından görülür ve kesâfet, arkada kalan kısmın görülmesine mâni olur. 242 felek/eflâk

Böyle olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a biz, bütün bu felekleri birinci feleğin aralıklarından görürüz. Aslında burç feleği, sekizinci katın üzerinden ışık saçar. Bütün bu felekler birbirlerini görebilirler. Çünkü bunlar renksiz, şeffaf ve çok latif cisimlerdir. Hiçbir kimse bu dokuz büklümü aşamaz. -Müellif burada, bu feleklerin yarılıp parçalanamayacağını ifâde etrnektedir

Filozoflara göre, bu gezegenlerin birbirinden ayrılamayacağına, yarılıp parçalanarnayacağına dâir kesin deliller vardır. Ancak, en altta kalan iki kat, yani ateş ve hava katları, delinebilir. Bunlar latif cisimlerdir, latif olan cisimler kesinlikle bölünebilirler. (Cebrâil, 144

Yükselen felekte duhâ güneşi

dikilir taze dal ravzada

Şems-i duhâ (Duhâ güneşi) ile a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ru-yet/" rü'yet /a ânındaki tecellinin apaçıklığını kasd ediyor. Felek, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a tecellinin meydana geldiği süretten ibârettir. Bu, itikadlara ve elde edilen mârifetlere göre farklı farklıdır. Burası, süretlerdeki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tebeddul/" tebeddül /a (değişme) ve tahavvül (dönüşme) mertebesidir. Bu ilahi kuvvet ve rabbâni vasıf, alışverişin olmadığı cennet sokaklarındaki cennet ehlinin alâmetlerini ortaya çıkarır. Burada, bu makama Kuzaybü'l-Bân ve onun gibi bazı ârifler hissi süretlerle ulaşabilir... (Tercümân, 106

Felek-i bürüc (burçlar feleği) atlastır. Sonra Allah o feleği bu Kürsi'nin ortasında devrettirmiştir. Allah şöyle buyurdu Burçlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olan /a göğe andolsun. . Burçlar felekteki takdir edilmiş şeylerdir. İçinde hiç yıldız olmayan ve bu yüzden bu adı alan atlas, Kürsi'nin arşa a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a gibi Kürsi'ye nisbetle boşluğa atılmış bir halka gibidir

Merâtib-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a (varlık mertebelerinden) biri felek-i atlastır (atlas feleğidir). O, Kürsi'nin altında ve mertebelerinin daha sonra zikredileceği diğer feleklerin üstünde devreden vücüdi ayni (gerçek varlığa ait ve gerçekliği olan) bir felektir. Vucüdi dememiz, ondan önce zikredilen hebâ ve tabiat gibi feleklerin hükmi olup ayni (gerçek) olmadıklarına dikkat çekmek içindir. Bu feleğe atlas denmiştir, çünkü, içinde hiç yıldız ve gök cismi yoktur. Bu yüzden devir süresini ve yörüngeyi katettiğini gösterecek bir belirti bulunmaz

Bu feleğin bir yerinde göz açıp kapayıncaya kadar yörüngesinde yetmiş bin defa dönen küçük bir felek gördüm ve onun ne olduğunu sordum. Bana onun ân feleği, yani her dönmesine ân denilen bir felek olduğunu söylediler. Bu atlas feleği, kendi hareketiyle dönen bütün feleklerin hareket ettiricisidir. Bunun hareketi bir tarzda ve tek irâdeyle tabiattan kaynaklanır. Bu yüzden, Allah'ın irâdesiyle âlemin bekası uzun süre devam eder. (Merâtib, 32

Merâtib-i vücüddan (varlık mertebelerinden biri olan felek-i cevzâ (ikizler feleği); biaynihi (bizâtihi) varlığı olmayan hükmi bir gök cismi olup güneş ile ay a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/fena-beka/" fenâ'-bekâ' /a arasındaki iki bilinen uzaklıktan ibârettir. Bu iki uzaklıktan birine baş, öbürüne ise kuyruk adı verilir. Bu uzaklıklardan birinde ay ile güneşin arasına dünyâ girer, o zaman ay, güneşin ışığını alamaz, ay tutulması olur. Çünkü ayın ışığı güneşten gelir

İkinci uzaklıkta ay, dünyâ ile güneşin arasına girer ve tıpkı bulutun perdeleyip ışığı engellemesi gibi, güneş ışığının dünyâya gelmesine engel olur. Bu durumda güneş tutulması gerçekleşir. Bunların keyfiyetini açıklamaya kalksak, birçok matematik hesaplamalarıyla vaktini alırız. Bu, felsefenin ta kendisidir. Ancak bu mânâyla alâkalı söylenecek keyfiyet bu kadardır. Bu hükmi gök cismini felekler feleği a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a saymışlardır. Çünkü hükmi durumlar, vücüd (varlık); âleminde maddi varlıkların en üst mertebesinde yer alır. (Merâtib, 33

Merâtib-i vücüddan (varlık mertebelerinden) biri de, felek-i mükevkeb (gök cisimleriyle donatılmış felek) ve mıntıka-yı burüc (burçlar mıntıkası) diye adlandırılan felek-i eflâktır (felekler feleğidir). Yedi gök içinde yer alan yedi gök cismi dışında kalan tüm sabit yıldızlar ve gezegenler onun içindedir. Böyle olmasaydı (yani o felekler feleği olmasaydı), bütün yıldızlar ve gök cisimleri onun içinde yer almazdı. Bu sebeble ona burçlar mıntıkası, felekler feleği ve mükevkeb feleği denilmiştir

Bil ki, yıldızların feleklerindeki varlığı, balığın sudaki varlığına benzer. Her yıldızın feleğinde yıldızın içinde döndüğü küçük bir felek ve mükevkeb feleğin kendi cinsinden olup kalbin hayatın devamını sağladığı gibi onu koruyan bir kutub vardır. (Merâtib, 34

Dünyâ semâsına ulaştığında, sana felek-i kamerin (ay feleğinin) rühâniyeti gelir. Hakimlere (filozoflara) göre o, senin hizmetinde bekleyen Onuncu Akıl'dır. Çünkü o, Âdem'in hizmetçisi, sen de onun misafirisin... (Esfâr, 152