Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

fenâ'ü'l-fenâ' (Tasavvuf Sözlüğü)

Fenâ-yı fenâ (fenânın fenâsı), fenâdan daha üstündür. Çünkü o, takva ehline göre bekanın dehlizidir. Fenânın başlangıcında kalmaktan sakın. Aksi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a yanılgıya ve davaya düşer, …

Fenâ-yı fenâ (fenânın fenâsı), fenâdan daha üstündür. Çünkü o, takva ehline göre bekanın dehlizidir. Fenânın başlangıcında kalmaktan sakın. Aksi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a yanılgıya ve davaya düşer, edeb ve takvâ ehline muhâlefet edersin. Hüseyin Hâllâc'ın hâline bak. Fenânın başlarında Ben... sözüyle o andaki hâliyle yetinip kaldığında nasıl meşakkate düştü. En basit sözlerinden biri, bazı hâllerini açıkladığı şu sözüdür:

Hem Sana şaştım hem de kendime

Yok ettim Seninle kendimi

O kadar yaklaştırdın ki Kendine beni

Kendim sandım Sen'i

Kendim sandım Sen'i sözünde fenânın fenâsına ait edebin şuüru vardır. Ancak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/fennu-r-rabbi-l-mahbub/" fennü'r-rabbi'l-mahbüb /a

bu mânânın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a ermemiştir. Zira kemâle ermiş olsaydı, beşeri yanılgıdan kurtulmuş olacaktı ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyetle /a beraber edebin kemâliyle edeblenmiş olacaktı

Hayatımın eğlencesi

Defnimden sonraki rahatım benim

Senden başkasında yok benim ünsiyetim

Sensin benim korkum

Menzâ: Muhakkiklere göre muhakkik fâni, gaybet ve huzür hâlinde vücüdu