Bu semâdaki, yani yedinci semâdaki Beyt-i Mâmür ferâh olarak adlandırılır... O, bir haberde vârid olduğu (geçtiği) gibi, Kâbe'nin husüsiyetini taşır. Oradan taşlar düşse, Kâbe'nin üzerine düşerdi. Onun her gün yetmiş bin meleğin girdiği iki kapısı vardır. (Bu melekler) ebedi olarak ona yönelirler. Doğu kapısından girerler. Çünkü o, nürların zuhür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a kapıdır. Batı kapısından çıkarlar. Çünkü orası nürların örtüldüğü kapıdır. Gayb hakkında (bilgiler) elde ederler. Hiç kimse onların karar kıldıkları yönü bilmez. Bunlar Allah'ın her gün, Rühu'lEmin'in taşması esnâsında hayat nehrinden yarattığı meleklerdir. Allah onu her gün meleklerin sayısınca hayat nehrine batırıp çıkarmaktadır. Bunlar, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'min /a olsun yahut olmasın Âdemoğullarının her günki havâtırı (zihinlerine ansızın geliveren düşünceleri) olurlar. (İnsanoğlunun aklına) her gün yetmiş bin düşünce gelir. Onları ehlullahtan başkası anlayamaz. Beyt-i Mâmüra giren melekler oradan çıkarken Allah'ın, kalbe gelen havâtırdan yarattığı meleklerle bir araya gelirler. Bir araya gelişlerinde zikirleri, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kiyamet/" kıyâmete /a kadar istiğfar olur. (Esfâr, 218
ferâh (Tasavvuf Sözlüğü)
Bu semâdaki, yani yedinci semâdaki Beyt-i Mâmür ferâh olarak adlandırılır... O, bir haberde vârid olduğu (geçtiği) gibi, Kâbe'nin husüsiyetini taşır. Oradan taşlar düşse, Kâbe'nin üzerine düşerdi. Onun her gün yetmiş bin …
