Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ferd (Tasavvuf Sözlüğü)

, terkibden sonra cevher-i mürekkeb (birleşik cevher) , terkibin dağılması, yani çözülmesinden sonra ise cevher-i basit ve bölünme kabül etmeyen en küçük parça denilir. Çünkü bütünü dikkate almadan parçayı zikretmek …

, terkibden sonra cevher-i mürekkeb (birleşik cevher) , terkibin dağılması, yani çözülmesinden sonra ise cevher-i basit ve bölünme kabül etmeyen en küçük parça denilir. Çünkü bütünü dikkate almadan parçayı zikretmek doğru olmaz. Çözülmeden sonraki bütün, itibâri olan çözülmüş mürekkeb cisimdir

Cevheri böylece bildikten sonra bilmelisin ki araz, cevherin hâl, sıfat, durum ve hükümlerinden ibârettir. Bütün bunlar cevherin devamlı bir şekilde değişen arazlarıdır. Çünkü bir arazın iki zaman dilimi boyunca devam etmesi imkânsızdır. Bunun sebebi şudur: Araza, arazı kabül eden bir yerden diğer bir yere intikal a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a için bu ad verilmiştir. Cevher ise, ferdin mahallidir; arazın kendisine intikalini kabül etmez. Aksine araz, onunla birleşmeksizin geçici olarak ondan intikal eder. Bu böyle durmadan devam edip gider. (Merâtib, 27

Merâtib-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a biri de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murekkebat/" mürekkebâttır /a . Mürekkeb varlıklar ilim, görme, işitme, cisim, rüh ve nüra ait terkibler olmak üzere altı kısma ayrılır. (Merâtib, 28

Merâtib-i vücüddan biri felek-i atlastır (atlas feleğidir). O, Kürsi'nin altında ve mertebelerinin daha sonra zikredileceği diğer feleklerin üstünde devreden vücüdi