Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

fi'-âhiret (Tasavvuf Sözlüğü)

ise ilim ve kalb için hayattır. Kula a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ve âhiret hâllerini düşünmekten başka bir tefekkür (sahası) verilmemiştir. (Feth, 26) 1038 tefekkür ve tezekkür Havfı sağına, recâyı …

ise ilim ve kalb için hayattır. Kula a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ve âhiret hâllerini düşünmekten başka bir tefekkür (sahası) verilmemiştir. (Feth, 26) 1038 tefekkür ve tezekkür

Havfı sağına, recâyı soluna, ilmi önüne ve tefekkürü de arkana al! Düşmanın (şeytan) sağından geldiğinde, askerleriyle birlikte havfı bulur ve savunma a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imkani-2/" imkânı /a kalmaz. Diğer yönler de bunun gibidir

Düşman sana arkandan gelince, birtakım şübheler ve fâsid (bozuk) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâller /a getirip seni ayartınaya çalışacaktır. İşte o zaman senin imdâdına tefekkür yetişecek ve o düşmanı kovacaktır. Bütün bunlar olmasaydı ve düşünüp araştırmasaydın, hataya düşüp helâk olacaktın, (Allah'ın sana emânet olarak verdiği her şey demek olan) mülkün de helâk olacaktı. Senin kendi hâkimiyetinde olan şehrinde, sana saldıracak olan düşmanla (şeytanla) bu dört yönün dışında a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucadele/" mücâdele /a edebilmeye imkân yoktur. (Tedbirât, 194

tefekkür ve hayâl ölçüsüyle ölçme sakın

şeriat mizânını

çoğu zaman hata edersin

isâbet etsen de bazen

ayrılırlar mahlüklar birbirinden

ya vâcibler nasıl ayrılır a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâlden /a

Rabb'inin hoşlanmadığı bir şey gördüğünde sen

ta kendisidir hâlimin

hâlimi gördüğünde

ameller varsa da orda kınanan

işte sana tavsiyem

yükselirsin zirvesine

saf cömertliğin

haram kılındı sana sü-i zan

hüsn-i zansa helâle götürür seni

Nazardan (görüşten) önce gelen tefekkür, iki irfânın kalbde bulunmasıdır. Bunlardan tek irfân filiz verir. Bu irfânlar, ya (kalbin) kendi mahsülüdür ve kendisi tarafından tashih edilir ya da dışarıdan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklid /a olarak alınır. Bunların doğru olup olmadığına dikkat etmek gerekir

Mal husüsunda şöyle bir örnek verilebilir: Zeyd ve Amr iki zengindir. İkisinin de çok malı vardır. Ancak Zeyd malını Allah yolunda infâk eder. Malını Allah yolunda infâk eden, elinde tutandan daha üstündür. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a Zeyd Amrı'dan daha üstündür. Bu neticelendirmeye göre, nefste iki mütekaddimin (önermenin) bulunması tefekkür , itibar , tezekkür , teemmül 5 1 11 1 5 6 767 1701 28 14 93.119995 ve 5 1 11 1 5 7 808 1694 122 21 90.790535 tedebbür 5 1 11 1 5 8 943 1694 54 28 96.492363 diye 5 1 11 1 5 9 1008 1694 171 21 96.274254 isimlendirilir. 4 1 11 1 6 0 130 1733 146 26 -1 5 1 11 1 6 1 130 1733 85 26 95.694641 (Ravza, 5 1 11 1 6 2 225 1733 51 26 96.526237 249

tefekkür ve tezekkür 1039

Tefekkür mâlümâtın (bilinenlerin) çoğaltılmasıdır. Ancak, bilgileri elde etme arzusu, etde etmenin kendisi değildir. İrfânların (bilgilerin) husüsi bir tertibe göre her eşleşmesinden üçüncü bir irfân doğar. Bu eşleşmenin sonu gelmez. Nefsin tedbirinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bedene/" bedene /a tahsis edilmesine (fiilen herhangi iki önermeyi seçip üçüncü bir önermeye varmasına) kadar devam eder. İşte tezekkür, tefekkürden sonraki ikinci gelen şeydir (bilgidir). (Ravza, 250

Tefekkür, nimeti (sonucu) idrâk etmek için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/basiret/" basirete /a yönelmektir. Bu da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhidin /a özünde, sıfatın inceliklerinde, hâl ve amellerin mânâlarındadır. (Ravza, 478

Allah'ı kasd (ve murâd) etmeye giden yollar dört tanedir. Bunların hepsine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olan /a muhakkik sıddıklardan, üçüne sâhib olan mukarreb evliyâdan, ikisine olur. İlki zikirdir; yaygısı (göstergesi) sâlih amel, meyvesi ise nürdur. İkincisi tefekkürdür; yaygısı sabır, meyvesi ise ilimdir. Üçüncüsü fakrdır; yaygısı şükür, meyvesi ise şükrün artmasıdır. Dördüncüsü hubbdur (sevgidir), yaygısı dünyâya ve dünyâ ehline buğz etmek, meyvesi ise Sevgili'ye kavuşmaktır. (Câmi’, 61, 171

Tefekkür, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayat/" bidâyâtta /a (başlangıçta) gaybları idrâk etmek için basirete yönelmektir. Ebvâbda, gayb ile kasd edileni görmeden, delille O'na ulaşmaktır. Mudmelâtta, amelleri âfetlerden kurtarma keyfiyetini elde etmek ve onları, sâdık niyet ve saf