Firâr, halktan Hakk'a kaçmaktır. Birinci inceliği cehâletten ilme kaçmaktır; ikinci inceliği haberden şuhüda (görmeye), üçüncüsü ise Hakk'ın dışında her şeyden, hatta şuhüddan da kaçmaktır. (Ravza, 478
Bidâyâtta (başlangıçta) firâr, tâatla meşgul olup mâsıyetten uzaklaşmaktır. Ebvâbda kuvvet iddiâsı, hevâ ve meylin dünyâyı istilâsı, süfli yönü cezbeden tabiatın gerektirdiği şeylerden olur. Muâmeleta, iki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a için istenen bedellerden dolayı, nefsin amelleri ifsâd eden maksadları, riâyet ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hurmet/" hürmet /a şartlarını ihmâl etmek, dinde Hakk'tan meşgul eden her şeyden (firâr etmektir). Ahlâkta kişinin mürüvvetini zedeleyen ve fütüvvetine halel getiren her şeyden (kaçmaktır). Usülde, sülük yolundaki azınini zayıflatan her şeyden olur. Bu, huzür ehlinin tarikat edebi olarak adlandırılır. Edviyede (mânevi hastalıkların tedâvisinde)j ilim ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetle /a meşgul olsa bile a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmetin /a yüceliğine aykırı, kalbi, yönünden çevirecek her şeyden (kaçıştır). Ahvâlde (hâller konusunda) kesbi (kendi çabasını), ameli, vuslata yapışmasını görmekten, (hedefini) unutmaya götüren, yüce himmeti azaltan her şeyden (sakınmaktır). Velâyâtta saf olsalar bile (önceden) kalan her şeyden (kaçmaktır). Hakaikte, isim tecellilerinin çokluğu ve onlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a olma sırasında (hataya düşmekten), onların dalgalanmasıyla benliğe ait zâhiri şekillerin kalmış olmasından (sakınmaktır). Nihâyâtta (sülükun sonunda) firâr ve neticelerini görmeyi (gerektirecek) ikilik hü
