Fıtrat nedir? Cevâb: Kendisiyle mümkün varlıkların karanlığının ortadan kalktığı ve diğer süretler arasında Bu, şu değildir diyerek ayrım yapılabildiği nürdur. Aralarındaki ortak yönlerden dolayı Şu, şunun aynısıdır da denilebilir. (Fütühât, II, 70
fikr Sö ) (semere-i fikr) Birinci şekil avâmın, ikincisi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/havassin/" havâssın /a fikridir. Dâire Hakk'ın ilmidir. Dâirenin içi nihâyetin devrettiği yerdir. Dâireyi çevreleyen Tâmelif harfleri her yönden olumsuzluğa delâlet eder. Yanlardaki iki hâ harfi yan kenarlarda iki engeldir. Geriye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a kalmıştır. Bunun ötesindeki her şey hâdistir. (Tavâsin, 215
Fikir ile tefekkür arasındaki fark şudur. Tefekkür, kalbin cevelânı (oradan oraya gezip dolaşması), fikir ise irfânı üzerinde durmasıdır. (Luma , 303
Fikrin mânâsı, kalbde bir üçüncü mârifet meydana gelebilmesi için iki mârifeti hazır hâle getirmektir. Bunun misâli şudur: Dünyâya meyleden ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a hayatını tercih eden, ancak âhiretin dünyâya tercihe daha lâyık olduğunu bilmek isteyenin önünde iki yol vardır. Birincisi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/baskasindan/" başkasından /a âhireti dünyâya tercih etmenin daha lâyık olduğunu işitmesi, onu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklid /a etmesi ve işin hakikatini araştırmadan tasdik eder. Sonuçta ameliyle sadece onun sözüne güvenerek âhireti tercih etmeye meyleder. Buna mârifet değil, taklid denilir
Ikincisi, ebedi olanın tercihe şâyân olduğunu, sonra da âhiretin ebedi olduğunu anlar. İşte bu süretle onun için bu iki mârifetten bir üçüncü mârifet meydana gelir. O da âhiretin tercihe daha lâyık olduğudur. Âhiretin dünyâya tercih edilmesine daha lâyık olduğunu bilmek, ancak önceki iki mârifetle mümkün olur. Buna göre önceki iki mârifeti kalbde hazırlamak üçüncü mârifete ulaşmak içindir ki buna tefekkür , itibar , tezekkür , nazar , teemmül ve tedebbür denilir. Tedebbür, teemmül ve tefekkür, aynı mânâya gelen mürâdif (eşanlamlı) kelimelerdir. Arkasında değişik mânâlar aranmamalıdır. Tezekkür, itibâr ve nazar kelimelerine gelince, bunların isimleri bir ise de mânâları farklıdır. (İhyâ', 164
Fikrin semeresi ilimler, hâller ve amellerdir. Ancak husüsi semeresi ilimden başka bir şey değildir. Evet, ilim kalbde meydana gelince (kalb) değişir. Kalbin hâli değişince de âzâlardaki ameller değişir. Amel hâle, hâl ilme, ilim de fikre tâbidir. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a fikir, bütün hayırların başlangıç noktası ve anahtarıdır. İşte bu, sana tefekkürün faziletini ve hem zikirden hem de tezekkürden daha hayırlı olduğunu açıklar. Çünkü fikir zikirdir ve ondan ziyâdesidir (zikirden ibâret olmayıp daha da fazlasıdır). Kalbin zikri azaların zikrinden daha hayırlıdır. Dahası amel, içinde zikir bulunmasından dolayı şereflidir. Şu hâlde tefekkür bütün amellerden daha üstündür. Bu yüzden Bir saat tefekkür bir yıl ibâdet etmekten daha hayırlıdır denilmiştir. Yine Tefekkür, kötü, hoşlanılmayan şeylerden sevilen şeylere, rağbet ve hırstan zühd ve kanaate götürür. denilmiştir. Şöyle de denilmiştir. Tefekkürden müşâhede ve takvâ neşet eder. (İhyaâ', 165
fikirdir avcısı onun
Ayrılmaz asla o derinliklerden diplerden
Bakan saf bir ceylan sanır onu
(Şair) demek istiyor ki: Fikir, o inciyi çıkarmak için denizin derinliğine dalar, oysa o inci fikirle çıkmaz. Fikir ise dalmaya devam eder durur. Onlar, bu tür işleri nazar ve istidlâl yoluyla elde etmek isteyen fikir ehlidir. Oysa istedikleri ne kadar uzak ve gayeleri ne kadar ıraktır. Vallahi bu ancak sırf bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyetle /a ve fikirlerden arınmış bir sırla meydana gelir. Çünkü bunlara çabalamakla erişilmez. Bunlar ancak ilâhi inayetle elde edilebilir. Meydana gelip misâl âleminde tecelli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a bembeyaz kum tepesinde ona dönerek güzel bir şekilde konuşması ve hitâb etmesinden dolayı —bu şiirde naza benzetilmiştir- tertemiz bir ceylan sanır. (Tercümân, 174
Gaybın anahtarları Hakk'a ve halka ait olmak üzere ikiye ayrılır. Hakk'a ait olan, isim ve sıfatların hakikatidir. Halka ait olan ise, Rahmân'ın vecihlerinin (yönlerinin) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüduna /a (varlığına) karşılık gelen zâttan, yani insan zâtından olan
