göstermek, onları bağışlamak ve hizmet şartıyla, yani hiç kimse üzerinde hak iddiâ etmeden, hiç kimseden hak istemeden ve herkesin üzerinde hakkı olduğunu düşünerek onlarla bir arada bulunmaktır
Dedikleri ve yaptıkları her şeyde onlara uygun tavır göstermek, kendi aleyhine de olsa, dâimâ onlarla birlikte bulunmak, tarikat kardeşleriyle sohbet etmenin edeblerindendir. Onların lehinde mazeret gösterir, onları mâzür görür, onlara muhâlefet etmeyi, onlardan uzaklaşmayı, onlarla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucadele/" mücâdele /a etmeyi ve onlara sert davranmayı terk eder. Onların ayıplarını görmezlikten gelir
Eğer kardeşlerden biri, bir husüsta ona karşı çıkarsa bu husüs dediğinin aksi de olsa açıktan onun dediğini kabül eder. Kardeşlerin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kalblerindeki/" kalblerindeki /a (sevgiyi) kaybetmemeli ve onların istemedikleri şeyleri yapmaktan dâimâ kaçınmalıdır. Eğer o konuda onların menfaatini görürse hiçbir kimseye kin beslememelidir
Kardeşlerinden biri ona gücenecek olsa, dargınlığının sona ermesi için ona iyi davranmalı, dargınlığı bitmediği takdirde, bu dargınlık sona erinceye kadar ona ihsânını artırmalı ve iyi davranışını devam ettirmelidir. Kalbinde kardeşlerden biri hakkında a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/giybet/" giybet /a veya başka bir sebebden dolayı kırgınlık ya da keder duyarsa bunu göstermemeli ve içinden bunun tersinin olduğuna inanmalıdır
Suhbet mea'l-ecânib (yabancılarla sohbet) şöyle olmalıdır. Mürid, söylenmemesi gereken sırları yabancılardan gizlemeli, onlara şefkat ve merhamet nazarıyla bakmalı, mallarını onlara teslim etmeli ve tarikatın hükümlerini onlardan saklamalı, onların kötü ahlâklarına sabretmeli, mümkün oldukça onlarla bir arada bulunmamalı, kendisinin onlardan daha faziletli olduğuna inanmamalı ve onların Müslüman olduklarına ve Allah'ın onları affedebileceğine inanmalıdır. Mürid, kendisinin sıkıştırılabileceğini, basit ve önemsiz şeylerden, büyük ve küçük günâhlardan hesaba çekileceğini, Allah'ın câhillerden affedeceği günâhların benzerini âlimlerden affetmeyeceğini, avâma aldırış etmediğini, fakat havâss a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olanlarin/" olanların /a tehlikede olduğunu düşünmelidir
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sohbet/" Sohbet /a mea'l-esâgir (küçüklerle sohbet); onlara şefkat göstermek, edeb öğretmek, onları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mezheb/" mezhebin /a hükümlerine yönlendirmek ve kurtuluş yolunu göstermekle olur. 916 sohbet
Her istediklerini yerine getirmek onlara fayda getirmeyebilir. Onun için, kendilerine faydalı olmayan şeylerden sakındırılmaları da gerekir
Sohbet mea'l-ağniyâ (zenginlerle sohbet): Zenginlere tamah edilmemeli, onların elinde olana göz dikilmemeli, onların elindekiler gönülden çıkarılıp atılmalı, zenginlere karşı dalkavukluk yapmaktan sakınılarak din korunmalıdır
Sohbet mea'l-fukarâ (fakirlerle sohbet) şöyle olmalıdır: Mürid, fakirlerle sohbet ederken, yemekte, içmekte, giyim kuşamda, oturup kalkmada, zevk ve sefâda onları kendisine tercih etmelidir. Kendini onlardan daha aşağıda görmeli, hiçbir şeyde onlara bir üstünlüğü olmadığını bilmelidir. (Gunye, II, 169-170
Sohbet mea'l-üstâd (üstâdla sohbet), onun emir ve yasaklarına uymakla olur. Bu sohbet, aslında bir hizmettir. (Âdâb , 37
Sohbet mea'l-gurebâ esnâsında, gayet güler yüzlü, alçak gönüllü ve edebli davranılmalıdır. Kendilerin yanında konakladıkları için onlara fazilet bahşedildiğini görmeli, onlara ikrâmda bulunulmalı, alâka gösterilmelidir. Onlara hizmet sunmakta âzami a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayrette /a bulunulmalı, talebleri karşılanmalı ve onların verebileceği sıkıntılara göğüs gerilmelidir
Sohbet mea'l-cühhâl (câhillerle sohbet) hâlindeyken sabırlı ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâklı /a hareket edilmeli, onlara yumuşak davranılmalı ve câhilliklerine katlanılmalıdır. Onlara merhametle bakılmalı, onlar gibi câhil olmadığı nimet olarak üzerinde görülmelidir. Onların bir câhilliğiyle karşılaşıldığında kendilerine cevâb verilmemeli, yumuşaklıkla karşılanmalıdır. Çünkü peygamberler bile, kendilerini dalâlet, cehâlet ve sefâhetle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/itham/" ithâm /a edenlere karşı gereğinden fazla bir şey söylememişlerdir. (Adâb:, 38
Sohbet mea'l-ehl (hane halkı ve çocuklarla sohbet) hâlindeyken, onlara şefkat gösterilmeli, onlara yumuşak davranılmalı, edebli yetiştirilmeli ve itâatkâr olmaya teşvik edilmelidir
Sohbet mea'l-ihve hâlindeyken (kardeşlerle sohbet ederken), mümkün mertebe onlara muvâfakat etmelli (uyum sağlamalı), asla muhâlefet edilmemelidir. Ancak, dinin meşru saydığı husüslarda hâl böyle değildir. Kardeşler arasında kin ve nefret olmamalı, herkes birbirine güvenle bakmalıdır
Sohbet mea's-sultân sultanla sohbet) esnâsında, Allah'a ve Peygamber'e karşı bir hareket sergilenmediği müddetçe dinlemek ve itâat etmek gerekir. (Adâb , 39
Ebü Mansür Mağribi'ye Ebü Osman'la kaç yıl sohbette bulundun? diye sorulunca şöyle cevâb vermiştir: Ben ona hizmet ettim, sohbette bulunmadım. Sohbet, ihvânla, akranlarla ve hizmet ehli şeyhlerle olur.
Sohbet için, aralarında cinsiyet vasfının bulunması gerekir. İnsanları birbiriyle sohbete sevk eden bu hisler, bazen umümi, bazen sohbet de husüsi vasıflar olur. Umürmni vasıf, birtakım insanların birbirlerini sevip, birbirlerine husüsi hisler beslemeleridir. Husüsi vasıf ise, belli bir dinde olan insanların birbirlerine beslediği yakınlıktır. Bundan biraz daha husüsi olanı ise, itâat ehlinin birbirlerini beslemiş olduğu his ve isyân ehlinin birbirine beslediği yakınlıktır. Bu husüslar iyice incelendiği zaman görülür ki, insanları birbiriyle sohbete götüren hisler bazen husüsi, bazen de umdü1ni olur
İnsan, biriyle sohbet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a zaman, o kişiyle ne sebeble sohbet ettiğine iyice bir baksın! Bu sohbetin sebebini araştırsın! Sohbete meylettiği kişiyle olan münâsebetini şeriat tartısıyla tartsın. Dostunun hâllerinin iyi olduğuna kanâat getirirse, kendisine müjde versin. Çünkü Allah, onun aynasını parlatmış, dostunun güzellikleri de o aynaya yansımıştır. Dostunun hâllerinin yanlış olduğuna kani olursa, nefsini kınayıp ithâm a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a kendine dönsün! Çünkü ona, dostunun aynasında kendi durumu görünmüştür
Sohbetin faydaları: Sohbet, insanın iç âleminin gözeneklerini açar. Sohbetle insan, hâdiselerin hakikatini kavrar. Belâ ve musibetin ne olduğunu, o belâ ve musibete uğrayan bilir denmiştir. İnsanın iç dünyâsının kuvvet kazanması, ilminin sağlam olmasıyla mümkün olur. Sadakatinin kuvvet kazanması ise, onun birtakım belâ ve musibetlerle karşılaşması ve hâdiselerden imânla çıkmasıyla mümkün olur. Bütün bunlar sohbetle, dostlukla, dayanışma ve yardımlaşma ile meydana gelir. Bunlarla gönlün orduları güç kazanır, rühlar huzür ve sükün bulur, Allah'a yönelmenin yolunu bulur ve O'na yönelir. Bunun örneği seslerde görülür. Sesler bir araya gelip birleşince daha gür olarak çıkar ve etraftaki mânileri aşar ve yükselir, tek başına olunca meramına ulaşmaktan alıkonursun
Mürid için en kötü şey sohbettir. Çünkü tarikat yolu, alışkanlıkları kaldırmak ve güzel saydığı şeyleri terk üzerine kurulmuştur. Sohbet ülfet ve ünsiyete götürdüğünden ve ayrılık meydana gelmesi hâlinde acı vermek süretiyle kalbde değişikliğe yol açtığından, biz bunu hoş görmedik. İşte bu yüzden şeyhlerin bir çoğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halvet/" Halvette /a ünsiyet, toplulukta yalnızlık duyan kimsenin ünsiyeti Allah ile değil de halvetle olur demiştir. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a müride lâyık olan şey, sohbetten tamamen uzaklaşmaktır. Müridin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmeti /a bir şeyh bulmak olmalıdır. Eğer bir şeyh bulursa, şeyh emretmedikçe ondan başkasını düşünmemeli, şeyhin öğrencileri olan tarikat kardeşleriyle arkadaşlık etmemeli ve onlarla oturup kalkmamalıdır. Bunun için de kendi hemcinsleri olan halkla ve diğer mahlükatla vahşet hâlinde gibi olmalı (onlarla beraber bulunmaktan huzürsuzluk duymalı), onlardan kaçıp Allah ile ünsiyeti taleb etmelidir. (Tedbirât, 234
Hadiste Yolculukta bir arkadaşın olmalı (Ebü Dâvüd, Cihâd, 72; Tirmizi, Daavât, 41) denildiğine göre sohbet, ilâhi bir sıfattır. (Fütühât, II, 283
Sohbetin üç faydası vardır: Birincisi, hayır ehli kişilerle sohbette bulunmak müridi, eski hâline dönmekten ve tembellikten alıkoyar, onu kötülük işlemekten su'âl
uzaklaştırır. Kötülüklerden uzaklaşmak, onu kötülük işlemekten kurtarır, itâate yakın olmak ise, müridi nefse hâkim olmaya götürür. Böylece, sohbetin bereketi ve rühâniyyetin kuvveti, müridin işlerini kolaylaştırır
İkincisi, kalblerin anlaşılması sadece sohbetle mümkün olur. Sohbetin tadını alan ve sohbetle hâllenen kimseye başkaları te'sir edemez. Huy, farkına varmadan diğer huyun te'siri altında kalır. Kişi, dostunun dini üzeredir, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'min /a mü'minin aynasıdır. Aynada görülenler, o aynaya bakanların da görüntüsüdür. Bunun için, Şâzeli ve Nakşibendiler sohbete çok önem verirler
Biliniz ki, iki kişi arasında sohbeti celbeden şey, ortak hisler ve iki kişi arasındaki mensübiyettir. İnsanların bazıları, kendilerini bazı insanlara yakın hissederler. Bazı hayvanlar bile kendilerini bazı hayvanlara yakın hissederler. Böylece her varlık, diğerleri arasında kendine yakın bir varlık bulur. Aynı millete mensüb olanlar kendi aralarında bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbet /a topluluğu kurar, itâat ehli kendi aralarında bir topluluk oluşturur. Buna mukabil, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyet /a ehli de kendi aralarında belli bir topluluk oluşturur. Yani her topluluk, kendisine bir sohbet halkası kurar
Üçüncüsü, mürid, kendi nefsiyle de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imtihan/" imtihân /a edilmektedir. Kendi başına kaldığı zaman, şeytanın birtakım a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a , kuruntu ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/batil/" bâtıl /a itikadlarla onu kandırması çok kolay olur. Bu kandırma yolları; bozuk düşünceler, tembellik, hile, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudret /a , zındıklık, istidrâc türü şeyler de olabilir. Şeytan, bütün bunları müridin önüne atarak, bunları ona hak gösterebilir. Bunun içindir ki, müridin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a bir şeyhi olması gereklidir. Ancak o zaman adı geçen rezilliklerden kurtulup doğruyu bulabilir. (Câmi, 23
Sohbet, lugatte muâşeret mânâsına gelir. Hakikat ehline göre üç kısma ayrılır: Kendinden mertebe olarak üstünde bulunan birisiyle sohbet hizmettir. Kendinden mertebe olarak daha alt seviyede olan biriyle sohbet durumunda, sana tâbi olana şefkat ve merhamet etmelisin ki, o da sana hürmetkâr olsun ve vefâ göstersin. Birbirine denk olanların sohbeti ise isâr ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/futuvvet/" fütüvvete /a (diğerkâmlık ve mertliğe) dayanır
Bir şeyh, kendisinden daha üst mertebede olan bir şeyhle sohbet ederken, ona karşı açık ya da kapalı şekilde bir itirâzda bulunmamalıdır. Ona devamlı olarak güleryüzlü olmalıdır. Bir şeyh, kendi dengi olan bir şeyhle sohbet ederken, onun kusurlarını görmemelidir. Hatta onun hoş olmayan taraflarını bile mümkün mertebe güzele a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/te-vil/" te'vil /a etmelidir. Eğer buna bir çıkış yolu bulamazsa, kendi nefsini suçlamalı ve kınamalıdır. (Câmi’, 148
