Gafletin her şerrin kaynağı olduğu gibi, teyakkuz da her hayrın aslıdır. Kendine göre müteyakkız (uyanık ve dikkatli) olan çoğu kimse aslında gafildir. Ona en sevimli gelen şey teyakkuzdan gafil olmaktır. Onun ünsiyeti gafletledir. Bil ki teyakkuzun en açık alâmetleri hemm (düşünce, kaygı) ve hüzündür. Sonra ihtimam ve hüzünden dolayı güzel bir şekilde ölüme hazırlık gelir. Gafletin en açık alâmetleri ise kibir ve neşeli olmadır. Zira her ikisi de teyakkuzu unutturur. Teyakkuzun terkinde ise ölümden sonraki hayata hazırlığın terki söz vardır. (Âdâbı, 118
Gaflet, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tul-i-emel/" tül-i emel /a (uzun emel) ve âhireti unutmak ancak hâtırla olur. Kul ancak hayırları sırtının arkasına atmakla yoluna devam eder. Bundan hep hayırları erteleme ve günâh denizinde boğulma neticesi ortaya çıkar
Teyakkuz, ölümü yakın bilmek ve ölümü gözetlemek, ölümden sonra başına gelecekleri düşünmektir. Böyle yapmakla sana amel kapısı açılır. Böylece sen, ölüm seni yakalamadan ölüme koşar, ecel gelmeden önce hayatının her saatini ganimet bilirsin. Çünkü kulun rızkı, buna devam etmesine bağlıdır. Bundan da Allah isterse, hayır pınarları fışkırır. (Adâbı, 119
Kalb gaflet içinde olduğu zaman zikir gafleti oradan kovamaz. Ancak onu, dildeki zikirler olmasa bile tezekkür ve itibâr kovabilir. Zira zikrin alanı dil, tezekkürün alanı ise kalbtir. Hevâ dile değil kalbe gelir. Onu oradan çıkaracak olan da onun yerine geçip onun yaptığını yok edecek olan tezekkürdür. (Tenvir, 21
gaflet ani'l- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lisan/" lisân /a ( OLuM! 56 âlâğ ) Dille ilgili gafletin yedi zararı vardır. İlk avı kendi sâhibidir. Bundan dolayı nefsinden kaynaklanan sözlerin kapısını sağlam bir anahtarla iyice kapa! Sonra sadece sana gerektiği kadarını aç! Onu açtığında da bazı şeylerden sakın! Sözden ihtiyacın olduğu kadar al ve ardından kapıyı kapat! (Âdâbı, 62
