Bu terimin açıklanmasında —haber zayıf olsa da- çokları şu hadisi zikreder: Benim kalbime bazen dalgınlık ve gaflet gelir. İstiğfar ederim ve günde yüz defa tevbe ederim. Buhâri, Daavât, 3; Tirmizi, Daavât, 38; Müsned, I, 388) Derler ki: Gayn, Hz. Peygamber'in kalbine ârız olan bir hâldir ve o bundan tevbe ederdi. Bu durum, bakanın üzerine soluduğu ve parlaklığını kaybettiği ayna gibidir. Ancak üzerindeki nefes izi dağılınca, aynanın parlaklığı tekrar ortaya çıkar. (Luma , 451
Cüneyd demiştir ki: Reyn, vatanât İmakam ya da alışkanlıklar); gayn ise hatarât (fikirler) cümlesindendir. Vatan kalıcı, hatre ise geçicidir. Bunun misâli şudur: Ne kadar cilâ ustası bir araya gelse de bir taştan ayna yapmaları mümkün değildir. Ama ayna paslanınca sadece bir parlatıcı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/aletle/" âletle /a temizlenebilir. Çünkü pas ve siyahlık taştaki asli bir unsurdur. Işık da aynadaki asli bir unsurdur. Asıl bâkidir, bu geçici vasıflar kalıcı değildir. (Hücvîrî, 8
Gayn, kalb üzerindeki perdedir. Bu perde, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/magfiret/" mağfiret /a talebiyle ortadan kalkar. 288 gayr
Bu (perde) iki türlü olur: Biri şeffaf, diğeri kalın. Kalın olan gaflet ve büyük günâh sâhiblerinde bulunur. Şeffaf olan peygamber ya da veli her mahlukta vardır. (Hücvîrî, 474
Gayn, reynden başkadır. Gayn pastır. Bu pas arınmaya engel olan ince bir perdedir. Bu perde imânın bekasıyla birlikte tecellinin nüruyla kaybolur. Reyn ise kalb ile imân arasında Hakk'a engel olan kalın bir perdedir. Gayn, doğru bir itikadla birlikte a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a olmaktan dalgınlık ve ondan örtünmedir. (Kâşânî, 168; Câmi’, 91
