Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

gayr-i mütehayyiz (Tasavvuf Sözlüğü)

bir cevherdir. Diğerlerine göre ise o mütehayyizdir (yer kaplar cevher/cevâhir- araz/a'râz Eğer Allah dileseydi, bazılarının: Bir'den ancak bir sudür eder iddiâsının aksine bir defada pek çok mevcüd icâd ederdi. Eğer …

bir cevherdir. Diğerlerine göre ise o mütehayyizdir (yer kaplar

cevher/cevâhir- araz/a'râz

Eğer Allah dileseydi, bazılarının: Bir'den ancak bir sudür eder iddiâsının aksine bir defada pek çok mevcüd icâd ederdi. Eğer böyle olsaydı irâde eksik, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudret /a ise noksan olurdu. Çünkü bir defada pek çok şey var etmek O'nun Zât'ı için mümkün olup imkânsız değildir. Mümkün, kudretin taalluk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a mahaldir. Eğer ilk mevcüdun bir olduğu sâbit olursa bu, Allah Teâlâ'nın bu şekilde dilemiş olmasındandır. (Tedbirât, 121

Ulemâ, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halife/" halife /a tâbir ettiğimiz bu rüh hakkında ihtilâf etmişlerdir. Onların bir kısmı rühun cevher-i ferd ve mütehayyiz (yer kaplayan) bir varlık olduğunu ileri sürmüşler ve onun hayvâni bedenin aksine mânevi sıfatlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olduğunu iddiâ etmişlerdir

Diğer bir kısmı ise, her bir idrâkin kendi yerine ait olduğunu, fakat Allah'ın, bunların yerlerini a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bedene/" bedene /a bağladığını iddiâ etmiştir. Buna göre, onların bekası, rühun bekasıyladır, rüh bedeni terk edince, idrâkler de bedeni terk eder

Bir başka taife ise, rühun bedende husüsi bir yeri olmadığını, suyun yüne sirâyet ettiği gibi rühun da bedene sirâyet ettiğini iddiâ etmektedir. Abdiilmelik Habib şöyle der: Rüh, bedenin şekli üzerinde olan latif bir sürettir. Bedende onun, iki gözü, iki kulağı, iki eli ve iki ayağı vardır. Bunların her biri, insan bedeninde bulunan aynı organların karşılığıdır.

İşte bütün bu topluluklar, bunların araz olmasını a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a görürler. Bu görüşte olanlara, buna neyin engel olduğu sorulduğunda, Bize göre bu —yani rühun araz olması- uzak bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihtimal/" ihtimâl /a değildir. Ancak, Hz. Peygamber'den işittiğimize göre, rühlar da mutlu olur veya azab çeker, çünkü onlar bâkidir. Hâlbuki bu iki sıfat, arazın sıfatları değildir. Mânânın mânâ ile kıyas a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a gerekir. Bu durum, aklı başında olan her ilim ehli için aklen imkânsızdır, şeriat muhâl olan şey getirmemiştir

Rüh hakkındaki ikinci görüş onun bâki oluşudur. Bu da akıl deliliyle çelişir. Çünkü rüh araz olsaydı, arazın bâki olması câiz olurdu. Onlar (arazlar) her zaman yenilenir. Rüh da araz olsaydı, onun da yenilenmesi gerekecekti. Buna göre de, her canlı için geçirdiği zamanlar sayısınca rüh olması gerekirdi. Bütün bunlar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/batil/" bâtıldır /a . Rühun cevher olmadığını iddiâ edene gelince, onun delili de cevherlerin