Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

gazab (Tasavvuf Sözlüğü)

konusunda denge mânâsındaki kuvvettir. Dördüncüsü nefsin kuvvetlerini dengeleme konusundaki adalettir. (Ihyâ', 164 İnsana ait olması bakımından insan nefsinin kuvvetleri (kabiliyetleri) âlim (bilen) ve âmil (yapan) olmak …

konusunda denge mânâsındaki kuvvettir. Dördüncüsü nefsin kuvvetlerini dengeleme konusundaki adalettir. (Ihyâ', 164

İnsana ait olması bakımından insan nefsinin kuvvetleri (kabiliyetleri) âlim (bilen) ve âmil (yapan) olmak üzere ikiye ayrılır. Bunların her birine akıl denir. Ancak bu ortak isimli olmaları bakımındandır. Çünkü âmil olan nefse akıl denmesi, âlim olana hizmet etmesi, onun emrinde ve çizgisinde gitmesi dolayısıyladır. Âmil olan kuvvet ise, nefsin kuvveti ve mânâsıdır. Bu mânâ, ileride de açıklayacağımız gibi, insan bedeninin, âlim nazari kuvvetin (aklın) gerektirdiği şekilde düşünerek belirli, husüsi ve cüz'i fiillere hareket etme noktasıdır. Bedenin diğer kabiliyetlerinin bu ameli kuvvete hâkimiyeti ve kontrolü altında olmaları gerekir. Öyle ki bu kuvvet onlardan etkilenmemelidir. Diğer kabiliyetler bu kabiliyetin terbiyesi ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâreti /a miktarınca durur yahut hareket ederler

Eğer ameli kabiliyet diğerlerinin hâkimiyeti altına girerse, onda şehvetlere boyun eğen tavırlar meydana gelir. Bunlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâk /a -ı redie düşük ahlâklar) denir. Eğer bu ameli kabiliyet (şehvetlere) hâkim olursa, (nefste) bir istilâ (hâkim olma) hâli meydana gelir. Buna fazilet ve güzel ahlâk denir. Şehvet ve kuvvetler konusunda elde edilen boyun eğme ve edeblenmeye yahut hâkimiyet ve terbiyeye ahlâk adı verilmesi akla aykırı değildir

Sonuç olarak, ahlâkın iki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a olan tek bir şey olması da akıldan uzak değildir. Çünkü diğer kabiliyetlerin boyun eğme tavrı, bu kuvvetin hâkim olma tavrına sıkı sıkıya bağlıdır. Ahlâk-ı mahmüdeden (övülen ahlâktan) kasd edilen de budur. (Mizân, 21

Bütün fezâil (faziletler) iki mânâda toplanır. Birincisi, zihnin ve temyiz (ayırd etme) melekesinin iyi olması, ikincisi ise güzel ahlâktır. Zihnin iyi olması, saadet ve şekavet yolunu ayırd edebilmek ve onunla amel etmek; Hakk'a, cılız a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklidler /a ve zayıf ama iknâ edici hayallerle değil, yakin ifade eden kesin delillerle nasıl ise öyle inanmak içindir

Güzel ahlâk ise, şeriatın tafsilâtlı bir şekilde açıkladığı bütün kötü alışkanlıklardan kurtulmak; onlardan nefret edecek ve bu süretle onlardan pislikten kaçınır gibi kaçınmakla ve güzel alışkanlıklara yönelmek, onları arzulayıp tercih etmek ve on