Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

giybet (Tasavvuf Sözlüğü)

Giybet, duyduğu zaman kardeşinin hoşuna gitmeyeceği şeyle onu anmandır. Bu kusur bedeninde, nesebinde, ahlâkında, fiilinde, sözünde, dininde, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında, her nerede olursa olsun farketmez. …

Giybet, duyduğu zaman kardeşinin hoşuna gitmeyeceği şeyle onu anmandır. Bu kusur bedeninde, nesebinde, ahlâkında, fiilinde, sözünde, dininde, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında, her nerede olursa olsun farketmez. (İhyâ', III, 177

Gıybet, gaib olanı duyduğunda hoşlanmayacağı şey ile anmaktır. Bu, mü'minlere haramdır. Hakk gaib değildir. Çünkü evvel emirde ve âlimlere göre de işitendir, görendir. Kullarının hoşlanmayacağı ve kendisinin övdüğü şeyleri ortaya koymuştur. Kullarından imân edenler vardır, kâfir olanlar vardır. Aynı zamanda fâil ve mef'ul isim de gaib değildir

Gıybet, aralarında (düşmanlığa sebebiyet veren) şey sebebiyle mükelleflere de haramdır. Mü'minlerin dışında ehl-i mürüvvet de nezaheten ve nefsin şerefi için ondan kaçınır. Çünkü onların kaçınması bilhassa husüsi yerlerde usülün keremine delâlet eder. Şübhesiz bu durum gereklidir ve Allah'a yakınlaşmadır. Mü'minlerden verâ ehli olanlar bunu imâyla belirtirler ve açıklamazlar. Muhaddislerin şer'i hükümleri nakleden râvileri cerhetmeleri bundandır

Bize Allah'ı bilen âlimlerin bazılarından şu rivâyet edilmişti: Onlardan biri arkadaşına Gel, Allah hakkında konuşalım , Nikâh konusundaki müşâvere ânında konuşalım der. Şübhesiz bu güvenilir bir hâldir. Samimiyet de gereklidir. Bir de gıybet-i gümme