Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

hakâ'ik-i zâtiyye (Tasavvuf Sözlüğü)

Hakk'ın seni içinde teşbihsiz, keyfiyetsiz yerleştirdiği her müşâhede mahallidir. Onu ne ibâre anlatabilir, ne de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a imâ edebilir. (Fütühât, I, 72 a href …

Hakk'ın seni içinde teşbihsiz, keyfiyetsiz yerleştirdiği her müşâhede mahallidir. Onu ne ibâre anlatabilir, ne de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a imâ edebilir. (Fütühât, I, 72

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/haka-ik/" hakâ'iku /a 'l-esmâ'/ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatü /a 'l-hakâ'ik Bunlar, Zât'ın taayyün ve nisbetleridir. Çünkü bunlar kendileriyle isimlerin birbirlerinden temyiz edildiği sıfatlardır. (Kâşânî, 60; Câmi’, 81

Hakikatü'l-hakaik (hakikatler hakikati), tüm hakikatleri toplayan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a mertebesidir. Bu, cem' ve vücüd mertebesi olarak da isimlendirilir. İsimlerin hakihakâ'iku'l-eşyâ' kati, Zât'ın taayyün ve nisbetleridir. Çünkü onlar kendileriyle isimlerin birbirlerinden temyiz edildiği sıfatlardır. Hakikat-i Muhammediyye ilk taayyün ile birlikte olan Zât'tır ki, bu İsm-i A'zam'dır. Âyân-ı sâbite ise Allah'ın ilmindeki mümkün varlıkların taayyünleridir, ki bunlar ilmiyye mertebesindeki ilâhi isirnlerin hakikatlerinin süretleridir. Onların Zât ve zaman dışında Hakk'tan te'hir edilmeleri söz konusu değildir. Onlar ezelidir, ebedidir. Nisbetin mânâsı başkasına göre değil, Zât'a göre geri kalmadır. (Câmi', 240

hakâ'iku'l-eşyâ Hakaiku'l-eşyâ , isimler mertebesinden bir ilimle âyân-ı sâbiteler şeklinde gayb âleminden a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âlemine doğru zuhür etmeyi taleb etti. İsimler şöyle cevâb verdi: Senin zuhürun benim elimde değildir. O ancak, isimlerin işinde ve hakikatlerin ortaya çıkarılmasında hâkim ve câmi olan ismin emrindedir. Bunları câmi olan isim emredince, isimler ona dâir sözler alırlar. Demek ki, hakikatlerin şehâdet âlemindeki zuhüru, rabbâni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmetlerin /a gereğine göre gerçekleşir. (Nefehât, 55

Hakaiku'l-eşyâ çevrilmez, ters yüz edilmez. Fakat sıfatın hükmü çevrilebilir. Büyük süfiler buna kimyâ adını vermişlerdir. (Nefehât, 64