Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

hakk (Tasavvuf Sözlüğü)

Hakk, güneş misali aydınlatıcıdır. Ona bakan daha ziyâde yakine erişir. Beyândan sonra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/beyan/" beyân /a isteyen kimse ise hüsrandadır Hakk, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkına /a …

Hakk, güneş misali aydınlatıcıdır. Ona bakan daha ziyâde yakine erişir. Beyândan sonra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/beyan/" beyân /a isteyen kimse ise hüsrandadır

Hakk, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkına /a teslim olan şeydir. Çünkü o (halk) O'dur, ben O'yum, O da O'dur. (Tavâsin, 193

Beşinci elif bizzât Hakk'tır. Hakk, Vahid'dir, Ahad'dır, Muvahhid'dir. Vahid ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a , fi (O'nda) , an (O'ndan) minhü (O'ndan)" ayrılıktan ayrılmaktır. Bu da onun şeklidir. (Tavâsin, 211

Hakk Allah'tır. Allah şöyle buyurur: Ve onlar Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacaklardır. (Lüma', 413

Süfilerin Hakk'tan murâdı Allah'tır. Bu, Allah'ın isimlerinden biridir. (Hücvîrî, 466

Hakk, kula Allah tarafından vâcib olan ve Allah'ın da kendine vâcib kıldığı şeydir. (Istılâh, 539

Hakk nedir? Cevâbı şudur: Hakk, aynları ve kevnlerinin (özleriyle varlıklarının) istihkak ettikleri mazhariyyetler bakımından kullarına gerekli kıldığı şeyden dolayı Hakk olarak isimlendirilmiştir. Çünkü Hakk, Hakk'tan başka bir şey taleb etmez. O, gözle görmekle elde edilen ilimdir. O, taleb a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a gerektiği kadar vermesi vâcib olandır. O, nefsine rahmeti farz kılmıştır. Yani kendine vâcib kılmış, bu da O'nun üzerinde bir hak olmuştur. (Fütühât, TI, 93

Ne zaman olursa

Hakk'ın aynı benim aynım şâhidim

Olur bize âlemde yaratma ve emir

O dem öğretir bana Hakk'taki benzerimizi

Kim ki kalbinde hızla köklenmiyorsa inkâr

Kim ki bilirse ona getirdiğim şeyi iyice

Gelir ona Rabb'inden kucak dolusu nimet

Kim ki kabül eder bu gerçeğin mümkün olduğunu

Ona nefsinden gelir kucak dolusu nefret

Kim ki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a olduğunu söylerse bunun

O zâlimdir o perdeli ve câhil

Allah, eşyâyı ancak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a ademde (yoklukta) olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a bilir. Bilesin ki, O'ndan başkası O'nun bildiği gibi bilemez. O'ndan başkası eşyâyı mevcüd ve kesin olan Hakk'ın bilgisiyle bilir. Allah'tan başkası bilgilerini sadece mevcüddan (varlıktan) elde edebilir (yani var olan şeyleri bilebilir). Hakk ise bilgilerini hem mutlak ademden ve hem de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a (yani kendi Zât'ından) alır. Bilakis iyice araştırdığında Hakk'ın, bilgilerini sadece kendi Zât'ından aldığını görürsün. Zira Zât ölü