Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

haram (Tasavvuf Sözlüğü)

korumayı terk etmemektir (haram bir şey istememektir Sekizinci yön; istemek, ama isteğin kabülünde acele etmemektir. Çünkü bu husüsta acele etmek duâ edebine aykırıdır. Peygamberimiz duâda acele etmekten nehy etmiştir. …

korumayı terk etmemektir (haram bir şey istememektir

Sekizinci yön; istemek, ama isteğin kabülünde acele etmemektir. Çünkü bu husüsta acele etmek duâ edebine aykırıdır. Peygamberimiz duâda acele etmekten nehy etmiştir. (Tenvir, 45

Edebin birinci esası havfın ye's, recânın emniyet (aşırı güven), sürürun (sevincin günâh işleme konusunda) cür'et seviyesine ulaşmamasıdır. İkincisi, havf a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a kabz hâline, recâdan bast hâline, sürürdan müşâhede hâline geçmektir. Üçüncüsü, edebin bilinmesi, sonra Hakk'ın te'dibine kanaat, daha sonra edebin külfetinden (karşılaşılan edebi yerine getirme konusundaki zorluk ve zorlanmalarından) kurtulmaktır. (Ravza, 485

Meşâyıh, kulun yaptığı ibâdetlerden sevâb kazanıp, cennete gireceğine, kullukta edebe riâyet etmeden Rabb'lerine vâsıl olamayacakları husüsunda ittifâk etmişlerdir. Bilinmektedir ki süfiler topluluğunun maksadı, Yüce Allah'ın husüsi hazretine yakınlık ve perdesiz olarak O'nunla beraber olmaktır. (Envâr, I, 34

Herhangi bir şeyhi kabrinde ziyârette bulunduğu zaman, onun ölmüş olduğunu ve kendisini duyamayacağı inancına taşımamak müridin uyması gereken edeb kurallarındandır. Bereketine ulaşabilmesi için edebe uygun olan, o şeyh efendinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzah /a hayatı na inanmasıdır. Bir kimse bir veliyi kabrinde ziyâret edip de kabri başında Allah'ı zikrederse, o velinin, kabrinde oturup kendisiyle beraber Allah'ı zikrettiğini kabül etinek gerekir. İmam Şafii, Zünnün Mısri ve Karâfe meşâyıhından bir cemaatle biz buna defalarca a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a olmuştuk. (Envâr, I, 161

Şeyhle beraberken uyulması gereken edeb onu sevmektir. Eğer bir kimse bütün arzularına te'sir edecek derecede şeyhini sevmede ileri gitmezse, o yolda a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/felah/" felâh /a bulmaz. Çünkü şeyhin sevgisi, müridin Hakk sevgisine ulaşması için bir idman mesâbesindedir. Kim kendisiyle Rabb'i arasındaki vâsıtayı sevmezse — ki Rasülullah da o vâsıtalardan biridir - o kişi münâfıktır. Münâfık ise cehennemin en alt kısmındadır. Eğer bu husüsu anladınsa, sevgide yalancı mı, yoksa sâdık mı olduğunu anlaman için, şeyhlerini sevenlerin bazı husüsiyetlerini hatırlamalısın. (Envâr, I, 167

İmamların sözlerini okurken uyulması gereken edeb..... onların sözlerine teslim olmak, itirâz etinemek, diğer a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mezheb/" mezhebleri /a görmezlikten gelip bir mezhebe taassubla bağlanmamaktır. Çünkü imamlar bizim gibilerden kesin olarak daha iyi bilirler. Bu sebeble, kendisinden ilim taleb etmesi münâsib olmayan bir kişiye cevâb vermesi doğru olmaz. (Envâr, II, 162

İmam Şârâni, Dürerü'l-gavvâs fi fetâvi Seyyid Aliyyi'l1-Havvâs adlı eserinde şöyle der: Ona, kulun uğrayacağı en a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a azabın ne olduğunu sordum: Riihun kendisinden alınması dedi. En lezzetli nimetin ne olduğunu sordum, Nefsin alınması dedi. En mükemmel ilmin hangisi olduğunu sordum, Hakk'ı bilmek" dedi. Amellerin en faziletlisini sordum, Edeb' dedi. İslâm'ın başlangıcının neyle olduğunu sordum, Teslimiyetle' dedi. İmânın başlangıcını sordum, Rızâ dedi. İlimde râsih derin) olanın kim olduğunu sordum, Nefsinin alınması husüsunda temkinin artması olduğunu söyledi. Çünkü, Hakk'la beraberken, nefsiyle değil, kendi istediğiyle beraber olması gerekir. Kim ilim hâlindeyken lezzeti bulur, nefsin kendisinden alınması sırasında da kaybederse, o kimse hem huzür, hem de gaybet hâlinde nefsiyle beraberdir. (Meşârık, 32

Edeb, halka şefkatle muâmele etmek, verdiği zaman da verdiğini başa kakmamaktır. (Câmi', 54

Edeb üç kısırndır: Avamın edebi, doğru da olsa fayda vermeyen sözleri terk etinek. Havassın (aydınların) edebi, hayırlı olanı öğrenip nefsini onu yapmaya teşvik etmek, şerri öğrenip nefsi ondan uzaklaştırmak. Ehassın (seçkinlerin) edebi, bollukta ve darlıkta Hakk'ı bilmektir. (Câmi, 61

Hakikat ehlinin dilinde edeb, iyi hasletleri nefsinde toplamaktır. Şöyle de denmiştir: Edeb, gizli ve açık olarak Allah'a karşı güzel davranışlarda bulunmaktır. Yine şöyle denmiştir: Edeb, nefsi bilmektir....

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/viyye/" edviyye /a 201 .Dünyâ ehlinin edebi, fesâhat, belâgat, bilgi ezberleme gibi şeylerdir. Din ehlinin edebi, nefsin riyâzeti, dinin sınırlarına uyarak ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetleri /a terk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a uzuvların terbiyesidir. Havassın (âriflerin) edebiyse, kalbleri temizlemek, sırları gözetmek, ahidlere vefâ göstermek, vakitleri muhâfaza etmek, havâtıra fazla iltifât etmemek, isteme anında, huzür hâlinde ve kurb makamlarında edebe riâyet etmektir

Edebin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâli /a nebi ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddik/" sıddik /a olan zevattan başkasında saf olarak bulunmaz denilmiştir. Yine şöyle denmiştir: Kul tâatıyla cennete, tâatındaki edebiyle de Allah'a ulaşır. (Câmi’, 201

Edebin aslı usülde, kabz ve bast hâli arasında itidal hâlinde olmaktır. Bidâyâttaki (başlangıçtaki) edeb, tâat konusunda haddi aşma ve cefâyı terk etmektir

Ebvâbda edeb, havf ve recanın dengeli olması, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ifrat/" ifrâta /a varıp havfın ye'se, recânın da emne dönüşmemesi demektir

Muâmelâtta edeb, terbiyenin hakkını tam olarak vermektir

Ahlâkta edeb, ifrât ile a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tefrit/" tefrit /a arasında bulunmayı âdet hâline getirmektir. (Bu itidâl hâlinin) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvufi /a terbiye esaslarındaki derecesiyse, aklın hükmüne aykırı olacak bir güvene konu olmaması ve bu yolda kudsi nürla yürünmesidir

Alhvâlde (hâllerde) edeb, ilmin gereklerine göre değil, hâlin hükmüne göre yürünmesidir

Velâyâtta edeb, sürürdan müşâhedeye ve sıfatların çokluğundan safâ (saflaşma, arınma) meydanına ilerlemektir

Hakaikte edeb, ittisal hazretine (vuslata ya da mârifete) ulaşma ânında, iclâlin heybetinden dolayı bast hâlinin ortadan kalkmasıdır

Nihâyâtta edeb, Hakk'ın te'dibinden başka te'dibe ihtiyaç duymamak, edebin