Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

hatfe (Tasavvuf Sözlüğü)

Hatfe, şimşek gibi çok çabuk demektir. Fa'le vezninde olup zorla alma, ele geçirme mânâsına gelir. Burada bununla mahsüs (hissedilir, duyularla algınabilir) âlemden latif bir gaybet kastedilmektedir. Nürların müşâhedesi, …

Hatfe, şimşek gibi çok çabuk demektir. Fa'le vezninde olup zorla alma, ele geçirme mânâsına gelir. Burada bununla mahsüs (hissedilir, duyularla algınabilir) âlemden latif bir gaybet kastedilmektedir. Nürların müşâhedesi, konuşmaksızın peşpeşe nefse gelen nürların feyzinden gelen bir müşâhededir. (Heyâkil, 105

hâtır/havâtır ya da hatre/hatarât fahvâl li'lkalb; azın; ârız; efhâm-ı halâ'ik; hâtır-ı akl, hâtır-ı melek, hâtır-ı nefs, hâtır-ı rüh, hâtır-ı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/seytan/" şeytân /a , hâtır-ı yakin, havâtır, havâtır-ı hakk, havâtır-ı nefs; mevârid; rih-i hâtır-ı meleki; rih-i hâtır-ı nefsâni; rih-i hâtır-ı rahmâni; rih-i hâtır-ı şeytâni; tezkire

(Dedi ki:) Hatarât , hayır ve şerr yönünde kalbe gelen dürtülerdir. Dedim ki: Hatarâtın başlangıcı neresidir? Hangi yönden gelir? Bir yönden mi, çeşitli yönlerden mi gelir? Dedi ki: Başlangıcı Allah veya şeytanın uyarmasından sonra nefsin hevâsı veya akıl kaynaklıdır. Hatarâtın üç mânâsı vardır: Birincisi Rahman'dan bir uyarı olabilir. Böyle bir şeyi Hz. Peygamber'den pek çok kimse rivâyet etmiştir: Allah hayır dilediği kimsenin kalbinde bir vaiz yaratır. (Müsned, IV, 182; Deylemi, II, 429) Başka bir rivâyette: Allah sevdiği kulunun nefsine bir vaiz; kalbine de emrettiği ve yasakladığı şeyi benimseten bir şey koyar.'... İkincisi nefsin bir ayartmasıdır. Allah şöyle buyurur: Hayır, nefsleriniz sizi böyle bir işe sürekledi. Bana düşen artık güzel bir sabırdır. Üçünhâtır/havâtır cüsü şeytanın süslü göstermesi, kışkırtması ve vesvesesidir. Allah peygamberine şeytanın hatarâtından kendine sığınarak sakınmasını emretmiştir. (Ri'âye, 44

Hatre (fikir, düşünce) ameli terk etmek süretiyle ihlâsa; tefekkür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a halktan uzaklaşmaya; kendini beğenme ve aldanışla amele bel bağlamaya; hasedle nefs yarışına; Allah'ın gazabına davet eder. Böylelikle kişi, din ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâları /a konusunda müslümanların musibete uğramasını; Allah'ın kendilerine haram kıldığı şeyin helâl olduğuna inanmayı temenni eder. (Ri'âye, 46

Mahlükatın kavrayışlarının a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatle /a , hakikatin de mahlükatla alâkası yoktur. Havâtır ise alâiktir (Hakk yolundan alıkoyan engellerdir). Alâik onları hakikate ulaştırmaz. Hakikat bilgisini idrâk etmek kolay değilken, hakikatin hakikatini nasıl idrâk edeceksin? Hakk'ın hakkı hakikatin ötesinde. Hakikat ise Hak'tan apayrı bir şey. (Tavâsin, 194

Hâtır (insanın içine gelen düşünce , başlangıcı olmaksızın sırrın (iç dünyânın) harekete geçirilmesidir. Bir hâtır kalbe geldiğinde sâbit durmaz, o gider benzeri başka bir hâtır gelir. Vâki ise sâbit olan şeydir. Bir başka vâkiin gelmesiyle zâhir olmaz. (Luma , 418

Ârız; şeytan, nefs ve hevâdan kalb ve gönüllere gelen şeydir. Yani nefs, şeytan ve hevâdan gelen her şey ârızdır. Çünkü Allah bu düşmanların evliyânın kalblerine, hâtır, kadih, bâdi ve vârid gibi hâller dışında, ârızdan başka bir yola girmesine izin vermemiştir. (Luma , 419

Hâtır dört türlüdür: Allah'tan, melekten, nefsten ve şeytandan gelen hâtır. Allah'tan gelen hâtır tenbih içindir. Melekten gelen hâtır tâata teşvik içindir. Nefsten geleni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehveti /a taleb etmek içindir. Şeytandan geleni ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyeti /a süslemek içindir. Allah'tan gelen a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhidin /a nüruyla; melekten gelen mârifetin nüruyla kabül edilir; nefsten gelen imân nüruyla mâni olunur, şeytandan gelen de Islâm'ın nüruyla reddedilir. (Ta'arruf, 62

Hâvâtır (çeşitleri): Kalbe gelen şey, hayır işindense buna ilhâmı ; şer işinden ise vesvas ; korku cinsinden ise ihsâs ; hayrı tâyin ve düşünme yönünde olana niyet ; mübâh olan işleri tedbir ve tama husüsunda olana ise ümniyye ve emel ; âhireti, cennet ve cehennemi hatırlama cinsinden olana tezekkür ve tefekkür ; yakin gözüyle gaybı tâyin şeklinde olana müşâhede ; nefsten gelene hemım ; alışkanlık veya şehevi arzular kısmından ise buna lemem ; bunların tümüne de havâtır denir. Çünkü bunlar ya nefsin hâtırıdır ya hasedi sebebiyle düşmanın (şeytanın) hâtırıdır ve yahut da melekten gelen bir hems dir. (Küt, I, 126

Havâtır, kalblere gelen bir hitâbdır. Havâtırı, kalbe bazen melek, bazen de şeytan bırakır. Bazen nefsin vesvesesi şeklinde olur. Bazen de Hakk Teâlâ tarafından gelir. Melekten gelen havâtıra ilhâm , nefs tarafından gelene hevâcis , şeytan hâtır/havâtır

tarafından gelene ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vesvas/" vesvâs /a denir. Havâtır, Cenab-ı Hak tarafından kalbe bırakılmış ise buna da hâtır-ı Hakk denir. (Kuşeyri, 46-47

Hatarât, tarikat yolunda, mânevi hâllerle ilgili olarak kalbe gelen şeylerdir. (Hücvîrî, 466

Süfiler hâtırla, başka bir hâtırın gelmesiyle süratle kaybolan bir mânânın kalbde hâsıl olmasını ve hâtır sâhibinin gücünün bunu kalbden defetmeye yettiğini kasd ederler. (Hücvîrî, 469

Havâtır, kalbde zikir ve düşünceden hâsıl olan şeylerdir. Bundan teceddüd ve tezekkür yoluyla kalbe gelen bilgileri kasd ediyorum. Bunlara havâtır denir, çünkü kalb bunlardan habersizken kalbe gelirler. İşte irâdeyi harekete geçiren bu havâtır dır. Şübhesiz niyet, azim ve irâde ancak bir şey hatırlandıktan sonra olur. İşlerin başlangıcı hâtırlardır. Hâtır arzuyu harekete geçirir, arzu azmi harekete geçirir, azim niyeti harekete geçirir, niyet ise organları harekete geçirir ve iş meydana gelir. Arzuyu harekete geçiren hâtır iki kısımdır: Bir kısmı ileride zararı dokunacak olan kötülüğe, diğeri ise âhirette faydalı olacak iyiliğe doğru hareket ettirir. Bunlar birbirinden farklı iki hâtır oldukları için ayrı ayrı isim alırlar. Dolayısıyla iyiliğe çağıran hâtıra ilhâm , kötülüğe çağıran hâtıra da vesvese denmiştir. Sen bu hâtırların hâdis olduğunu, her hâdisin de bir muhdisi olması gerektiğini bilirsin. (İhyâ', MI, 32-33

Uzuvlarla amelden önce kalbin dört hâli (ahvâl-i kalb) vardır: Nefsin konuşması olan hâtır, ardından meyl, onun ardından niyet, en sonunda da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmet /a (gelir). (İhyâ', MI, 51

Allah tarafından gelen hâtır bir başlangıçtır. Bazen ikrâm olarak hayr, delili gerektiren bir şey; bazen a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imtihan/" imtihân /a için bir müjde, mihnet için bir yerme olur. İlham