Bu kişi her zamanda bir kişidir. İki kişi olmazlar. Bu zât öldüğü zaman bir başkası onun yerine geçer. Resülullah'ın zamanında Zübeyr Avvam havâri idi. Kılıçla dine ziyâdesiyle yardımda bulunduğu için bu makamın sâhibiydi. Havâri dine yardım konusunda kılıçla delili birleştiren kimsedir. Böyle bir kimseye ilim, ibâre ve delil verildiği gibi; meşrü olan dinin sıhhatine göre kılıç, şecâat, dine karşı delil ikame edenlere karşı mukavemet de verilmiştir... (Fütühât, II, 10; Nebhâni, I, 40
Peygamber'e verilen mücizeler de böyledir. Resülullah'tan sonra onun doğruluğunu göstermek için ileri sürdüğü delil (mücize) ileri sürülemez. Bunu ancak onun havârisi iddiâ edebilir. Havâri mücizeye vâristir. Mücizeyi de ancak Peygamber'inin doğruluğunu göstermek için ileri sürer. Bu mânâdaki mücize onda bâkidir. Çünkü mücizenin havâriyle alâkalı yönü Peygamber'le de alâkalıdır. Peygamber'in onu kendine izâfe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a gibi mücize de Peygamber'e izâfe edilir. Bu gibi şeyler kerâmet olarak isimlendirilmez. Çünkü Peygamber'in mücizesinin târif ve şumülü onda yoktur. Böyle bir şey asla velinin (herhangi bir) kerâmeti olamaz. (Fütühât, II, 11
havf-recâ' ('alâmet-i havf minallâh; alâmet-i hüsn-i zan billâh; alâmet-i sıdk-ı recâ; i'tirâf; mehâvif-i ibâd; muğterr; râcün; tahvif; tahvif bi'l-fikr
Recâ, işlenen amelin kabül edilmesini ve bol sevâb elde etmeyi beklemektir. Bu recâ, sende heyecan uyandırır ve içine kapanarak amelinin kabülünü ve sevâbını ümid edersin. Bununla birlikte, amelinin reddedilmesinden ya da amelini ifsâd edecek bir âfetin meydana gelmesinden de korkarsın. (Âdâbı, 80
Râcün (ümid edenler) üç kısımdır: Adam bir hayır işlemiştir, amelinde sâdık ve ihlâslıdır, amelinden sevâb umar, yaptığı hayrın kabülünü ister ve Allah'tan mükâfât bekler. Kendisine orada merhamet edilecektir
Bir başka adam, bir kötülük yapmış ve Allah'a tevbe etmiştir. Bu da tevbesinin kabülünü ve hatasının affını isteyerek sevâb umar. Bu kimse affedilir, cezâya çarptırılmaksızın kendisine merhamet edilir. Bu iki kişinin recâsı lümidi ya da beklentisi) sâdıktır
Üçüncü bir kısım ise devamlı günâh işler, istemeden de olsa nefsinin arzularına uyar, işlediği günâhla Allah'ın karşısına çıkmak istemez ve tevbe etmeden bağışlanmayı arzu eder. Üstelik, tevbe etmemiş ve aynı suçları işlemeyi de bırakmamıştır. Bununla birlikte, recâsı (ümidi) vardır. Bu kimse, muğterr Jaldanmış), recâ-yı
