Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

hayâl (Tasavvuf Sözlüğü)

Hayâl, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdun /a aslı, Mâbüd'un a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâli /a derecedeki zuhürunun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a hâsıl olduğu zâttır …

Hayâl, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdun /a aslı, Mâbüd'un a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâli /a derecedeki zuhürunun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a hâsıl olduğu zâttır (özdür). Görmüyor musun O'na olan itikadını? Hakk'ın kendisine has isimleri ve sıfatlarına dâir itikadlar hangi mahalde nasıldır? Bu itikadın mahalli, hayâlden başka hiçbir yerde değildir. İşte anlatılan mânânın gereği olarak Mâbüd'un kemâl derecedeki zuhürunun kendisinde hâsıl olduğu zât olduğunu söyledik

Yukarıda söylenenleri anlarsan, sana şu mânâ zâhir olur: Hayâl bütün âlemin aslıdır. Çünkü Allah bütün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yanin/" eşyânın /a aslıdır. Bu mânâda onun en kâmil zuhüru ise anlatılan aslın kendi mahallinde olabilir. Bu mahal de hayâldir

hayâl-i muttasıl-hayâl-i mukayyed O zaman ortaya şu çıkar: Hayâl, baştan sona bütün âlemlerin aslıdır. Görmüyor musun, Resülullah Efendimiz, bu his alemini uyku saydı. Uyku ise hayâl sayılır. Resülullah şöyle buyurdu: İnsanlar uykudadır. Öldükten sonra uyanırlar. Bu, şu demektir: Onlara a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a , bulundukları hâl üzere iken a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatler /a zâhir olur. O zaman uykuda olduklarını anlarlar. Bunun mânâsı, ölümle tam bir uyanıklığın hâsıl olması demek değildir. Çünkü Allah tarafından a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzah /a , mahşer, cehennem ve cennet ehline gaflet perdesi çekilmiştir

Cennet ehlinin Allah'ı müşâhede etmek için çıkacakları yakınlıkta Hakk tecelli etmedikçe bu gaflet perdesi açılmaz. İşte bu gaflet bir tür uykudur. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a âlemlerin aslı da hayâldir. (İnsân, II, 25