içindir. Bu arada zuhür eden şeylerse, oburluk, nefsin ve tabiatın aldatınasıdır. (Hücvîrî, 390
Açlık kalb kanını azaltır ve onu beyazlatır. Onun nüru beyazındadır, bu nür gönlün yağını eritir. Bu eritmede kalbin inceliği vardır. Nasıl ki, kalbin kasaveti (katılığı) perdelerin sebebiyse, inceliği de mükâşefenin anahtarıdır. (İhyâ', III, 94
Açlık ehlullahın süsüdür. Bununla, açlığın âdet hâline gelişini kasd ediyorum. Bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mevt-i-ebyaz/" mevt-i ebyazdır /a (beyaz ölümdür
Tasavvuf yolunda sâlihler için uygun görülen açlık, (şahsi) tabiatın fazlalıklarını azaltına ve dünyâyı hareket etmeye ihtiyaç duymadan istemeyi seçmektir. Taleb yükselirse, Samediyyet sıfatını ister. Onun sınırı bize göre bir günlük oruçtur. Eğer buna uykusuzluğu da eklerse bu meşrü ve ihtiyari bir açlık olur. Bu bizim için ancak meşrü sayılabilecek bir yoldur. Eğer Allah bu zarüret durumunu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a avam kesimi için sınırlandırmış olmasaydı, hâli bu mertebeye yakın olınazdı
Insan, açlığın artırılınası hâlinde kula gelen faydaları Rabb'inden daha iyi bilemez. Bu (böyle bir düşünce), kötü edebin en son noktasıdır. Eğer geceleyin (ibâdeti sırasında) ve fenâsında kendisini yedirip içirenden bir hâl olduysa, bunun etkisini de kuvvetinde, aklının sıhhatinde ve mizâcını korumada bulursa dilediğine ulaşır. O açlığa ehil değildir
Açlık konusundaki sözümüz, onu istiğrak hâline sevk eden Zât'la ilgili olsa da, Ebü Ukkal gibi, açlıkla arasına güçlü bir vârid girer. Eğer bundan bir fayda elde ederse, (süfiler tarafından kasd edilip) istenen de budur. Fayda elde etmezse bu bir hastalıktır, bu hâlin tabibe havale a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a gerekir. Bu durum süfilerin amaçladığı bir durum değildir. Büyüklerin açlığı ise ıztırâri firâde dışı) açlıktır. Açlığa yol açan şey onlarda açlık ya da toklukta ortadan kalkmayan bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/meleke/" meleke /a hâline gelir. O ancak azla yetinir. Fakat helâlden ya tâatlerde dinçlik ya da hesabı hafif atlatmak için uzak dururlar. (Fütühât, II, 184
Mevt-i ebyez açlıktır. Çünkü açlık, insanın içini aydınlatır, kalbin yüzünü parlatır. Sâlik karnını doyurmazsa ve aç kalmaya devam ederse beyaz ölümle ölmüş olur. İşte o zaman zekâsına hayat verir. Çünkü oburluk zekâyı öldürür. Kim oburluğunu öldürürse, zekâsını diriltmiş olur. (Kâşânî, 92; Câmi’, 100
Açlık siyah kanı inceltir, kalbdeki burnu büyüklüğü kurutur. Onunla rühtaki boşluk ortadan kalkar. Açlığın geçitlerinde mükâşefe şimşekleri parlar. (Ravza, 470
Tasavvuf yoluna girmenin dört şartı vardır: Açlık (az yemek), uzlet, az uyumak ve az konuşmak. Eğer mürid aç kalınayı laz yemeyi) başarabilirse, buınu diğer üç şart takib eder. Zira açlık laz yemek) az konuşmaya götürür, uyanıklığı artırır cüd faz uyumayı sağlar) ve (bu sayede mürid) insanlardan ayrı kalmaktan hoşlanır. (Envâr, , 56
