Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

hayrât (Tasavvuf Sözlüğü)

Hayrât (hayırlar), bir bakımdan zâtından dolayı te'sirli olan hayırlar; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/baskasindan/" başkasından /a dolayı te'sir eden hayırlar; bazen zâtından bazen de başkasından dolayı te'sir eden …

Hayrât (hayırlar), bir bakımdan zâtından dolayı te'sirli olan hayırlar; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/baskasindan/" başkasından /a dolayı te'sir eden hayırlar; bazen zâtından bazen de başkasından dolayı te'sir eden hayırlar olmak üzere üç kısma ayrılır. Her mertebenin hakkını vermek için onun mertebelerini bilmek gerekir

Zâtından (kendisinden) dolayı te'sir eden hayırlar uhrevi saadettir. Bu gayenin ardında başka gayeler yoktur

Başkasından dolayı te'sir eden hayırlar, dirhem ve dinar gibi malda olur. İhtiyaçlar bunları gerekli kılmasaydı, onlar çakıl taşları ve diğer âdi cevherler gibi olurdu

Bazen zâtından bazen de başkasından dolayı te'sir eden hayır ise, beden sıhhati gibi şeylerdir. Çünkü insan -ayağın selâmetinin istendiği yürümeye muhtaç olmasa bile- yine de kendi selâmeti açısından ayakların selâmetini ister. (Mizân, 91) hayrât-ı dünyeviyye Ol ) Dünyevi hayırlara götüren şeyler üç türlüdür: Birincisi, daha önce olan, şimdi ve sonrası hakkında korkulan şeyi sevdirme ve ondan korkutmadır. İkincisi (Allah tarafından) övülen şeyi ümid etmek ve yerilen şeyden korkmaktır. Üçüncüsü ise fazileti ve nefsin kemâlini istemektir. Çünkü amaç fazilet ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâldir /a , bunun ötesinde başka bir gaye yoktur

Bunlardan ilki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetin /a gereği olup avamın mertebesidir. İkincisi hayânın gereği ve eksik aklın ilkesidir; bu da sultanların ve dünyâ ekâbirinin fiilidir. Üçüncüsü aklın kemâlinin gereğidir ve bu da evliyânın, hakimlerin ve tahkik ehli akıl sâhiblerinin fiilidir. (Mizân, 80