kuldan bedel olarak kulun makamına kaim olmuştur. O ilâhi latifenin ilâhi sıfatlarla vasıflanması asli, hükmi, ve kesindir. Bu sebeble Hakk ancak kendisi için, kendisiyle vasıflanır. Arada kul için hiçbir şey yoktur
Tecelliyât-ı sıfât husüsunda insanlar, kabiliyetleri, ilimlerinin çokluğu ve azimlerinin kuvveti ölçüsünde birbirlerinden ayrılırlar. (İnsân, I, 38
Dâimi olan tecelli-yi zâtinin üç mertebesi vardır: Birinci mertebe, nübüvvetin kemâlidir. Bu mertebede, kaynağı nübüvvetin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâli /a olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murakabe/" murâkabe /a -i zât ile amel ederler
Ikinci mertebe risâletin kemâlidir. Burada da kaynağı risâletin kemâli olan murâkabe-i zât ile amel ederler. Bu makamın feyzi, bu makamdaki sâlike hâsıl olan
