Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

hicâb (Tasavvuf Sözlüğü)

korkusudur. Bundan daha da büyüğü bu'd (uzak kalma) korkusudur Bundan sonra müridin elindekini kaybetme ve tehdidle durdurulma korkusu gelir. Bu, izhar ve ihtiyar (tercihj konusunda havâss ehli olanlar için söz konusu …

korkusudur. Bundan daha da büyüğü bu'd (uzak kalma) korkusudur

Bundan sonra müridin elindekini kaybetme ve tehdidle durdurulma korkusu gelir. Bu, izhar ve ihtiyar (tercihj konusunda havâss ehli olanlar için söz konusu olan korkudur. Hakikat bir cezâ olarak bunlardan alınır. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbet /a iddiâsı ve nefsin kendi gerçeğini nitelemesinde olabilir. Ancak mehabbet ehli bu noktalarda kusur edip ümidsizliğe düşmezler. Bu gizli tuzaklardan daha incedir. Bundan sonra idrâk edilemeyen elden kaçırma korkusu gelir. Muhiblerden biri olan İbrâhim Edhem (mânevi) yolculukta olan bir kimsenin şu beytini duymuştu:

Her hatan bağışlandı

Ben'den yüz çevirmen dışında

Sana verdik kaçırdığın şeyleri

Ben'den kaçırdığın şeyler kaldı geriye

İbrâhim Edhem bunu duyunca durakladı ve bayıldı. Bir gün bir gece baygın olarak yattı

Elden kaçırma korkusundan daha büyüğü avunma korkusudur. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhiblerin/" muhiblerin /a en çok korktukları şeydir. Çünkü Allah'a olan sevgi onların elinde değil, O'nun elindendir. Bu, kadri takdir edilemeyecek büyük bir nimettir. Hiçbir şey buna denk değildir. Kul buna nasıl şükredebilir!

Aynı şekilde Allah'ı sevmeleri onun sayesinde olduğu gibi, onu unutmaları da O'nun sayesindedir. Allah'ı sevmeleri onlara bilmedikleri yerden geldiği gibi, O'nu unutmaları da bilmedikleri yönden gelir. Sevgiyi Allah'ta bulduğun gibi, avunmayı da O'nunla bulabilirsin. Allah'ı unutabilirsin, fakat nasıl avunduğunu bilemezsin. Bilmeden Allah'ı sevdiğin gibi, hikmetinin incelikleriyle yavaş yavaş seni uzaklaştırır. Çünkü Allah rahmetinin inceliklerindeki kudretine seni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a kılarak sıfatlarını sana sevdirmiş, sen de kendini O'nu sever bulmuşsundur

Sevgi, geldiği gibi geri de dönebilir. Tuzak ve zorlama vasfı ile sevgi seni O'ndan perdeleyebilir. Bir anda kalbinin hiçbir çaba, kuvvet, imkân ve çare olmadan O'nu unutmuş olduğunu görürsün. Bunu ancak Allah'ın belâlarındaki incelikleri bilen anlatabilir. Bundan da ancak Allah'ın gizli tuzak ve denemesinden korkan kurtulabilir. Tıpkı Allah'ı onunla sevmen gibi Allah'ı O'nun sayesinde unutursan bu, Allah'ın seni reddettiğinin ve seni kendisinden uzaklaştırdığının bir delili olur. Bu, Allah Teâlâ'nın tuzağına düşmüş kalbleri bir anda çeviren kudretinin sür'ati sayesinde gerçekleşen gizli bir tuzaktır. Bu, aldanan kişinin başına gelen mükin bedbahtlık hâlidir. Çoğu kez sür'atinden dolayı göz bunu fark edemez, gizli olmasından dolayı da kalb buna engel olamaz

Bütün bunlardan daha da ağır olan şey, değişikliğe uğrama korkusudur. Çünkü bu (sürekli) şübhe (edilen) bir şeydir (kişi sürekli olarak hâlinin değişip, imânını kaybedeceği şübhesi yaşar). Bu, mahbüb olan Allah Teâlâ tarafından azaba uğramanın, buğzunun son noktası ve uzaklaştırmasının nihâyetinde meydana gelen istidracın hakikatidir. Avunma bu makamın başlangıcıdır. Yüz çevirme ve perdeleme ise bütün bunların başlangıcıdır. Zikirden kabz hâli ve iyilikle gönlün daralması bu uzaklaştırıcı mânâların sebebleridir. Basamaklara ayrılmış bu mânâlar güçlenip arttığında, kişiyi bunların bütününden uzaklaştırır. Bunlar eksilip sâlih ameller ve iyiliklerle yer değiştirdiğinde ise sevgi ve yakınlık makamlarına götürür. (Küt, II, 58

Âmid, yani muhibb (seven), Allah'a duyduğu sevgide sâdık olan demektir. Dilcilere göre âmid, aşkın titrettiği kalb demektir. (Bustân, 30

Öyle bir şeyim ki ben

beğenir beni gören

bir benzerim yok benim