Hicâb, arzu edilip hedeflenen şeyle, arzu edip hedefleyen arasına giren bir mânidir. Seri Sakatirh şöyle derdi: Allah'ım! Eğer bana bir şeyle azab edeceksen, hicâb zilleti ile azab etme. (Lüma', 428
Hicâb iki türlüdür: Hicâb-ı reyni -bundan Allah'a sığınırız- asla açılmaz. (Bir de) hicâb- gayni (vardır). Bu o kadar çabuk açılır ki! Şu söz bunu açıklamak için (söylenmiştir): Bir kulun zâtı, hakka hicâb olur. Öyle ki onun için hakla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/batil/" bâtıl /a eşit seviyededir. Bir kulun da sıfatı hakla arasına perde olur, ama tabiatı ve gönlü daimâ hakkı arar, bâtıldan da kaçar.
Zâti hicâb reynidir, asla açılmaz. Reyn (pas), hatem (mühür) ve tab'ın (damganın) mânâsı birdir. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: Hayır, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalbleri üzerindeki pasftan ibâret) olmuştur. Bunun hükmü de şu âyette daha açıktır: Küferedenleri korkutsan da, korkutmasan da birdir, onlar imân etmezler. Sonra şöyle diyerek bunun sebebini açıklamıştır: Allah onların kalblerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. Şöyle de demiştir: Allah onların kalblerini mühürlemiştir. (Nahi, 16/108
hicâb-ı izzet Gayni olan sıfat perdesinin vakitli ya da vakitsiz olarak açılması mümkündür. Zâtın değişmesi, hüküm bakımından garib, acaib, gayn bakımından da imkânsızdır. Sıfatın değişmesi ise mümkündür. (Hücvîrî, 7-8
Dünyâ âhirete, âhiret de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ve âhiretin Rabb'ine hicâbdır. Her neyle beraber bulunursan Iya da zihnin neye takılırsa) o sana hicâb olur. Halka iltifât etme. Böylece Hakk'ın kapısına gönül ayağıyla gelirsin. O'ndan başka her şeye karşı olan zühdünün sağlamlığı, seni ona her şeyden tecrid edilmiş, O'nun hakkında a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayrete /a düşmüş, O'na sığınır, O'ndan yardım ister, O'nun önceliği ve ilmine nazar eder bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a O'na götürür. (Feth, 75
Hicâb, istediğin şeyi gözünden perdeleyen her şeydir. (Istılâh, 538
Hicâb, kevni süretlerin, Hakk'ın kalbdeki tecellilerine mâni olacak izler bırakmasıdır. (Câmi’, 81
hicâb-ı izzet ( öğe olmez ) Hicâb-ı izzet fizzet hicâbı ya da perdesi) amâ ve hayrettir. (Istılâh, 540
