Hidâyetin üç mertebesi vardır: Birincisi Ona iki yolu da gösterdik. âyetinde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a edilen hayır ve şer yolunu bilmektir. Allah tüm kullarını bununla nimetlendirmiştir. Bazıları akılla; bazıları ise resüllerin dilleriyle (vahiyle) bundan istifade etmişlerdir. Bundan dolayı Allah Semtüd'a gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler buyurmuştur
İkincisi, kula, onun ilimlerde yükselme ve sâlih amelleri artırması, hâlden hâle geçirilmesiyle yardım a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesidir /a . Allah Doğru yolu bulanlara gelince Allah onların hidâyetlerini artırır ve sakınmalarını sağlar âyetiyle bunu kasd etmiştir
Üçüncüsü velâyet ve nübüvvet âlemine doğan nürdur. Allah bununla, teklif ve öğrenme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imkani-2/" imkânı /a elde eden akıl vâsıtasıyla ulaşılamayan şeye ulaştırır, hidâyet ettirir. (Mizân, 89
Bize göre hidâyet, müridin şeyhle, şeyhin de Allah ile birlikte olmasıdır. O, sahih bir bilgi vâsıtasıyla bir emri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/te-vil/" te'vil /a etme konusunda isâbet etmek değildir. Hidâyet, emri te'vil etmeden ona itâat edebilmektir. (Tedbirât, 230
