Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

humüd (Tasavvuf Sözlüğü)

İffetin iki yanını iki kötühuy çevrelemiştir: Şereh (doymazlık, açgözlülük) ve humüd (aşırı isteksizlik, sükün). Şereh, akli kuvvetin kötü gördüğü ve nehyettiği a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lezzetler/" lezzetlere /a …

İffetin iki yanını iki kötühuy çevrelemiştir: Şereh (doymazlık, açgözlülük) ve humüd (aşırı isteksizlik, sükün). Şereh, akli kuvvetin kötü gördüğü ve nehyettiği a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lezzetler/" lezzetlere /a aşırı istek duymak, humüd ise aklın meylini ve elde etmesini gerektirdiği şeylere karşı aşırı isteksiziliktir. Her ikisi de kötülenmiştir. Orta yol olan iffet ise övülmüştür. (Mizân, 67

Bu (tevâcüd, vecd ve vücüd) hâllerin sırası, önce kusüd (niyet), sonra vürüd (geliş), sonra şühüd (görüş), a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sonra-vucud/" sonra vücüd /a (buluş), sonra da humüddur (sönüştür). Humüd, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdun /a miktarı kadar hâsıl olur. Vücüd sâhibinin sahv ve mahv hâli vardır. (Kuşeyri, 37

(Ayrıca bk. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâk /a ; iffet