Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

husüsunda Hallâk'ın (Tasavvuf Sözlüğü)

sevgilisidir. Bunun için her üstad şeyhtir, bunun aksi söz konusu değildir. Her mürid de, hiçbir şübhe götürmeyecek şekilde tilmizdir (öğrencidir). (Kavânin, 99 vâcib-mümkin- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a …

sevgilisidir. Bunun için her üstad şeyhtir, bunun aksi söz konusu değildir. Her mürid de, hiçbir şübhe götürmeyecek şekilde tilmizdir (öğrencidir). (Kavânin, 99

vâcib-mümkin- a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâl /a 1149 vâcib-mümkin-muhâl 5 ) (vâcibü'l-vücüd) Süfilere göre muhâl, süfilerden belli bir kasda bağlı olmadan, sevinç, üzüntü, kabz, bast, şevk, şevksizlik, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a veya ihtiyaç duymadan ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a göstermeden kalbe gelen bir mânâdır. Hâller, mevhibeler (bağışlanmış olan mânâlar); makamlar ise mekâsibdir (kazanılmış mânâlardır). Hâller kendiliğinden gelir. Makamlar ise çaba sarfetmekle elde edilir. Makam a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a makamında kalıcıdır. Hâl sâhibinin ise hâli değişir. (Kuşeyri, 36

Sıfat, mahalline ihtiyaç duyan, fakat zâtıyla vâcib olmayan şeydir. Vâcibü'lvücüd, sıfatların mahalli değildir. Zât'ında ona ait sıfatların bulunması câiz değildir. Çünkü şey, kendi zâtının te'siri altında kalmaz. (Heyâkil, 59

Mümkün var olduğunda, varlığını devam ettirecek bir koruyucu da olması gerekir. Varlığı ancak bu koruyucu yardımıyla devam eder. Bu koruyucu yaratılmış varlıklardan değildir. Koruma Allah'ın yaratmasıdır, bu sebeble O'na a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilir. Çünkü, kendi başına var olamayan mümkün varlıkların aksine, kendi zâtıyla var olan ayn (öz), koruma husüsiyetini kabül eder. Çünkü mümkün varlık koruma husüsiyetini kabül etmez (mümkünün devamını sağlamak, bir başka mümkün varlığın değil, ancak Vâcib'in yapabileceği bir iştir

Mümkün varlığın var olduğu zaman dışında varlığı yoktur (öncesi ve sonrası bellidir, önceden varken) sonra yok olur. Korumayla alâkalı olan şey, varlığının (mümkün olanın yaratılış) zamanını tâkib eden ikinci zamandır. (Bu zaman) artmaz. Allah Hafiz, Rakib'dir. Kendi zâtıyla var olan ayn a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murakabe/" murâkabe /a itibâriyle korunmuştur ve yaratılanı, varlığının zamanını korumak süretiyle korur. Hakk da kul için, kul tarafından korunması mümkün olmadan gözetilen bir varlıktır. Çünkü O (Hakk) korunmayı kabül etmez. O, hiçbir benzeri olmayan Samed'dir. (Fütühât, NI, 216-217

Vâcib , mümkün (varlığı gerekli olmayan) ve muhâlin (varlığı imkânsız olanın) aynı olması doğru değildir. Muhâlin de tabii olarak mümkün varlıkla aynı olması doğru olmaz. Böyle bir şeyi, ilim kokusundan az bir nasibi 1150 vâcib-mümkin-muhâl