gönderdiğine baksın. Azınettikten sonra muhâsebe yolunu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tutmak/" tutmak /a , ancak tevbeye sarılmaya götürür
Muhâsebenin dört rüknü (direği) vardır: Birincisi O'nun nimetiyle senin günâhını mukayese etmendir. Ama bu mukayese, şu üç şeye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olmayan kişiye ağır gelir: Bunlar, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a nüru, nefs hakkında kötü zan sâhibi olmak ve nimetle fitneyi birbirinden ayırd edebilmektir
Muhâsebenin ikinci rüknü Hakk'ın senin üzerinde bulunan nimetiyle, sana ait olanı ve senden geleni (niyet ve amellerini, nimetlere karşı muâmeleni;) birbirinden ayırmandır. Böylece sen, suçunun aleyhinde delil ve tâatinin üzerinde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a bulunduğunu anlarsın. Hüküm, senin aleyhindeki delil olup, senin için mazereti olmayan bir hükümdür
Muhâsebenin üçüncü rüknü ise, senden sâdır olan, O'nun hoşuna gidecek her tâatın sana gerekli olduğunu, kardeşini ayıpladığın her a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyetin /a de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a
