Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

idlâli (Tasavvuf Sözlüğü)

kadın olsun erkek olsun insanlara taarruz etmeyi bırakmaktır. (Câmi’, 39 Kabz ve bast, kulun havf ve recâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a geçtikten sonraki iki hâlidir. Başlangiçtaki müridin havfı ne …

kadın olsun erkek olsun insanlara taarruz etmeyi bırakmaktır. (Câmi’, 39

Kabz ve bast, kulun havf ve recâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halinden/" hâlinden /a geçtikten sonraki iki hâlidir. Başlangiçtaki müridin havfı ne ise ârifin kabzı odur. Aralarındaki fark, havf ve recânın geleceğe ait istenmeyen veya istenen bir husüsla ilgili olması, kabz ve bastın ise ârifin kalbine gaybe ait bir vâridin galib geldiği içinde bulunulan vakte ait bir husüsla ilgili olmasıdır

Kabz ve bast tam, eksik ve kusurlu olabilir. Tam kabz, nefsin ağırlığını kaldıramayacağı şeye muhâtab a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimsenin /a eksiklik veya kötü edebden dolayı cezâlandırılması türünden gayba ait bir vâriddir. Bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a nefsin kapılarının kendisine kabza kapanması için ârif istiğrak hâlinde olur. Nakıs feksik) kabz ise, nefsin ağırlığını kaldırabileceği şeye muhâtab olan kimseye ârız olan yine gayba ait zayıf bir vâriddir. Bu durumda tamamen aklı başından alınmaz

Tam bast, güçlü, gayble ilgili olan, bir şeref, ikbal, lütuf ve sevinç gibi kendisine has gayba ait kuvvetli bir vârid olup onu bütünüyle cezbeder. Bunun sonucunda o, engellerin ipi çözülmüş, faziletler meydanına salıverilmiş ve vâridin kuvvetinden dolayı cemâl ve celâl bahçesinde keşf olunmuş bir hâlde bastında a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dehset/" dehşete /a düşer, öylece kalır. Nâkıs bast, gaybla alâkalı olan, ârif üzerinde sevinç, şevk, rahatlama te'siri yapan ve hem kendinde, hem de başkasında tasarrufta bulunmasını sağlayan gayba ait bir vâriddir. Bast, kabz hâlindeki ârife tam olarak te'sir etmez. Bastın kuvveti, ezeli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyet /a kudretinin, kalbini istilâ etmesidir

Her şahsın bastı kabzının, kabzı da bastının derecesi kadar olur. Bazı durumlarda sebebini bilemediği bir kabz hâli ârız olur. Bunun çaresi o vakit gidinceye dek teslimiyet göstermektir. Zira tekellüfü (zorlanması) onu edebi ihlal etmeye sevk edebilir, bu da kabzın artmasına sebeb olur. Teslim olmakla kabz hâli kısa zamanda ortadan kalkar. (Câmi’, 195