şeyin hükmü, beka ile bâki (başka bir varlığa muhtaç olmadan bizâtihi kendisi bâki) olan şeyin hükmünden farklıdır. Beka ile bâki olanın (bekası başka bir varlığa bağlı olmayanın) aynı devam eder. İbka ile bâki kılınanın (bekası başka bir varlığa bağlı olanın) ise, aynı değil, misâlleri devam eder, aynı devam etmez. Bu şekilde sürekli nimetlenir, nimetler ona dâimâ bolca ve aralıksız olarak gelir. (Fütühât, HMI, 107-108
Zuhür-n Hakka umümi (Hakk'ın umümi zuhüru), zuhür-1 Hakk-ı husüsiden (Hakk'ın husüsi zuhürundan) farklıdır. Allah, kullarına istidâdları ölçüsünde tecelli etmiş, onlarla akılları ölçüsünde konuşmuştur. Her halkta (yaratışta) Hakk'ın husüsi bir zuhüru vardır. O, her mefhümda zâhirdir Yani hakkında konuşulan sözden anlaşılan her şeyde zâhirdir. ...O, her fehmden de (anlamadan da) bâtındır fgizlidir)... Yani O'nun zuhüru her mefhümda (kavramda) anlaşılamaz. ... Ancak Âlem O'nun süreti ve hüviyyetidir diyen kimsenin fehmi hariç... Yani âlemin, tüm arazlarıyla O'nun sıfatlarının bir tezâhürü; tüm cevherleriyle de O'nun Zâtı'nın bir tezâhürü olduğunu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bilenler/" bilenler /a hariç
Âlemde hiçbir şey yoktur ki, O'nun sıfatlarının ve Zâtı'nın vahdâniyyetinin (birliğinin) bir delili olmasın. Her şeyde O'nun Vâhid olduğuna delâlet eden bir âyet vardır. Allah, bunu bilip de, her mefhürmnda Hakk'ın kendisine zuhür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a kişiye, âleminde tecelli ettiği gibi, kelâmında da tecelli eder
O... yani âlem ...Zâhir isminin... mazharıdır (tecelli ettiği yerdir). ...Tıpkı O'nun... yani Hakk'ın ...mânâ itibâriyle aslında bâtın olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , zuhür eden şey olan rühun... Rüh, Bâtın isminin mazharıdır. Rühun, Hakk'la alâkalı olarak kulla ...O'nun zuhür eden şeye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a ... Yani Hakk'ın zuhür eden nılması mecâzidir
âlemin süretlerindendir. Müdebbir rühun sürete nisbeti... Burada şeye nisbeti
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbetin/" nisbetin /a sılası hazfedilmiştir. O da, süretin kendisine delâlet etmesinden dolayı ile's-süreti (sürete) olmalıdır. Dolayısıyla Hakk'ın âlemin süretlerine nisbet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a mümkün olduğunda, rühun nisbetinin de O'nun süretine yapılması mümkün olur. ...Böylece O... yani Hakk, ...bâtını ve zâhiriyle insanın târifine mesel olarak alınır. (Sofyavi, 68
