Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ilm-i hurüfa (Tasavvuf Sözlüğü)

muttali kıldığı kadardır. İşte bu, evliyânın ilmidir. Onlar, Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a aleminde eşyâyı etkileyen harf ve isimlere koyduğu …

muttali kıldığı kadardır. İşte bu, evliyânın ilmidir. Onlar, Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a aleminde eşyâyı etkileyen harf ve isimlere koyduğu acâib husüsiyetleri öğrenirler. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a mânâda kötü olsa da sınırlandırılmak süretiyle övülmeye lâyık bir şeydir. İşte bu, kerâmet ve hârikulâde denilen şeydir. Ancak onlardan hârikulâde şeyler sâdır olsa da bunlar sihir olarak isimlendirilmez. Bunlara kerâmet denir. Bu, âlimlere göre sihrin kendisidir. Hz. Musâ'nın 9 sihirbazları Hz. Musâ ve Hz. Hârün'un Rabb'ine imân etmelerine, Allah'ın dinine girmelerine ve âhireti a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâya /a tercih etmelerine rağmen sihir ilmine devam etmişlerdi. Onlar sihri bilmelerine rağmen Firavun'un eliyle Allah'dan gördükleri azaba râzı olmuşlardır. Bize göre ilm-i simyâ es-simetii kelimesinden türemiş olup, o da alâmet mânâsındadır. Yani tüm harflerden, isim ve kelimelerden ortaya çıkan etkilerin vermiş olduğu alâmetler ilmidir. (Fütühât, II, 132

Kerâmet, Hakk'ın Berr isminden gelir. Bu yüzden ancak O'nun kullarından