Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ilm-i ledünni (Tasavvuf Sözlüğü)

İlm-i ledünni (ledünni ilim), öğrenmeyle hâsıl olan mükteseb ilimlerin en kuvvetlisi ve en muhkemidir. (Risâle, 2 İlm-i ledünni, elde edilişinde kul ile Yaratıcı arasında vâsıta bulunmayan bir ilimdir. O, gayb kandilinin …

İlm-i ledünni (ledünni ilim), öğrenmeyle hâsıl olan mükteseb ilimlerin en kuvvetlisi ve en muhkemidir. (Risâle, 2

İlm-i ledünni, elde edilişinde kul ile Yaratıcı arasında vâsıta bulunmayan bir ilimdir. O, gayb kandilinin ışığı gibidir. Saf, boş ve latif kalbe yansır. Tüm ilimler, İlk ve Külli Nefs cevherinde mâlüm olarak bulunur. Bu cevher, Havvâ'nın Âdem'e a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbeti /a gibi, İlk Akl'a saf, ilk ve müfârık (ayırıcı) cevherlerdeki nisbetidir. (Risâle, 23

İlm-i ledünni, Hızır'da ) olduğu gibi nübüvvet ve velâyet ehli içindir. (Risâle, 24

Allah bir kulu için hayır murâd a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a onunla, levha olan nefs arasındaki örtüyü kaldırır. Orada (nefs levhasında) bazı varlıkların sırları zuhür eder. Burada o varlıkların mânâları nakşedilmiştir. Nefs onu Allah'ın kullarından dilediği kimseye dilediği gibi tâbir etiniştir. Hikmetin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a ilm-i ledünniye nail olmaktır. İnsan bu mertebeye ulaşmadıkça a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olamaz. Çünkü hikmet Allah'ın mevhibesindendir: Hikmeti dilediği kimseye verir; hikmet verdiği kimseye çok hayır verilmiştir. Ancak akıl sâhibleri düşünüp ibret alırlar. ilm-i ledünni mertebesine ulaşanların, bir çok şeyi tahsil etmeye, öğrenme zorluğuyla vakit geçirmeye ihtiyaçları yoktur. Onlar az öğrenirler, çok bilirler; az yorulurlar, çok dinlenirler. (Risâle, 25

Allah'a yönelen ariflerin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kalblerindeki/" kalblerindeki /a ulüm-ı ledüinniyye, aslında Kur'an'daki bir konuşmadan kinayedir. Kırk gün süreyle ihlâsla ve boş bir mide ile nefsini kontrol a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a Allah'a tam olarak yönelen kimseye Allah, ilm-i ledünn kapılarını açar

Muâmele ilimleri her ne kadar latif ve yüce olsa da onların yüceliği, güzelliği ve letâfeti akli nazarın hükmüyle kirlenmiş fikri ilimlere nazarla böyledir. Bu ise aklı aşan bir şeydir. Aklın nüru çok açık ve aynası daha saftır. Ancak elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a amele bağlı olmayan ilm-i ledünn, yine de amelle iç içedir. Bu ikisi arasındaki fark da açıktır. Çünkü amellerle ilgili bilgiler ona yönelik gayretlerdir. Bundan dolayı onun mertebelerinden birine göre gelir. İşte bunlar saadet ilimleridir. Benim sana haber verdiğim bu ilimler, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a boyun eğmeyi gerektiren mahlükun (akli) gayretiyle kirletemediği ledünni ilimlerdir. Gerçi Hakk onu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/te-yid/" te'yid /a etmiştir, ancak sonra gayretinin inceliği rühun aynası üzerinde bir bulut gibi yükselir. (Tedbirât, 207