uymaktır. (Lüma', 288
Ebü Ali Dekkak buyurmuştur ki: İşin direği sıdktır. Her iş onunla tamam olur, onda nizamını bulur. Nübüvvet derecesinin hemen altında sıdk yeralır.
Sıdkın en aşağı derecesi içle dışın bir olmasıdır. Sâdık, sözlerinde doğruluk bulunan kişi demektir. Sıddik ise tüm söz, fiil ve hâllerinde doğru olan insan demektir
Ahmed Hadraveyh şöyle der: Allah'ın kendisiyle beraber olmasını isteyen kimse sıdk esasına dört elle sarılsın. Çünkü Allah Şübhesiz ki Allah sâdıklarla beraberdir' ' buyurmuştur.
Sıdk, helâk olunacak yerde bile hakkı (gerçeği) söylemektir. Sıdk, özün söze uygun olmasıdır denilmiştir
Kannâd şöyle der: Sıdk haram (lokmayı) avurttan menetmek denilmiştir.
Abdülvâhid Zeyd şöyle der: Sıdk, amel a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a Allah'a vefa göstermektir. (Kuşeyri, 105
Sıdk, halka olduğun gibi görünmen veya onlara göründüğün gibi olmandır. Hâris Muhâsibi'ye sıdkın alâmeti sorulunca şöyle demişti: Sâdık o kimsedir ki, halk nezdindeki itibârının tamamı insanların gönlünden çıksa —kalbi tam mânâsıyla a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/salah/" salâh /a bulduğu için- buna hiç aldırmaz; miskaller ağırlığınca güzel ameli bulunsa insanların bunu bilmesini arzu etmez; kötü amelinin halk tarafından bilinmesinden hoşnutsuzluk duymaz
Gerek Kuşeyri'nin Risâle'sinde ve gerekse tercümesinde (Uludağ, İstanbul 1991, 356) verilen Bakara 2/153. âyetinin meâli, Şübhesiz Allah, sabredenlerle beraberdir şeklindedir. Konuya uygun olan âyet şudur: Ey imân edenler! Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun! (ed. notu
Çünkü bundan hoşnutsuzluk duymak, halk arasında itibârının artmasını arzu etmekte olduğunun delilidir. Bu ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddik/" sıddikların /a ahlâkından değildir. (Kuşeyri, 106
Sıdk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a altı mânâda kullanılır: Sözde sıdk, niyet ve irâdede sıdk, azimde sıdk, azimle birlikte vefâda sıdk, amelde sıdk ve dinin tüm mertebelerini tahakkuk
