olamaz. (Câmi’, 51
Mârifet, varlığının deliliyle Allah'ı ve O'nun hakkında câiz olan ve olmayan şeyleri bilmendir. (Câmi’, 54
Mârifet üç kısımdır: Allah'ın fiillerini bilmek olan umümi mârifet; Allah'ın sıfatlarını bilmek olan husüsi mârifet ve Allah'ın Zât'ını bilmek olan en husüsi mârifet. Allah'ın fiillerini bilmek olan umümi mârifet, sıradan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minlerin /a makamıdır. Allah'ın sıfatlarını bilmek olan husüsi mârifet havâss olan mü'minlerin makamıdır. Allah'ın Zât'ını bilmek veli, nebi ve resüllerin makamıdır. (Câmi’, 62
Mârifet sözlükte ilim mânâsındadır. Hakikat ehlinin ıstılâhında ise, muâmelelerinde ve bütün hâllerinde Allah için doğru davranma, sırda (içinden) devamlı olarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/munacat/" münâcâtta /a bulunma, her şeyde Allah'a yönelme ve kötü huy ve vasıflardan temizlenmenin yanında Allah Teâlâ'yı isim ve sıfatlarıyla bilmektir. Özetle, kişi nefsinden uzaklaştığı miktarda mârifetullah meydana gelir
ma'rifet-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ayne-l-yakin/" ayne'l-yakin /a -ma'rifet-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakka-l-yakin/" hakka'l-yakin /a
Mârifetin iki çeşit olduğu ifâde edilir: Mârifet-i Hakk (Hakk'ı bilmek), mârifet-i
