Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

imâman (Tasavvuf Sözlüğü)

biri de kutubdur. Bunların hepsi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/abdal/" abdâlı /a oluşturur Derler ki Bunlara abdâl denmesi, bunlardan biri vefat edince yerine diğerinin geçmesi sebebiyledir. Kırk kişiden biri alınır, …

biri de kutubdur. Bunların hepsi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/abdal/" abdâlı /a oluşturur

Derler ki Bunlara abdâl denmesi, bunlardan biri vefat edince yerine diğerinin geçmesi sebebiyledir. Kırk kişiden biri alınır, sonra üçyüz kişiden bir kişi alınarak bu sayı kırka tamamlanır. Eksilen bu üçyüz kişi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mu-min/" mü'minlerin /a temizlerinden biriyle tamamlanır. Bunlara abdâl denmesi, herhangi husüsi bir işleri olduğunda yerlerine birini bırakma yetkisi kendilerine verildiği içindir. Onların bilgisi dışında bu işe girişen kimse bu makamın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a değildir. (Fütühât, 1, 214-215

İsâ, İlyâs, İdris ve Hızır'dan oluşan dört kişinin biri kutubdur. Kutub, din sarayının rükünlerinden biridir. O, Haceru'l-esvedin rüknüdür. Bunlardan ikisi imamdır. Dördüne birden evtâd denir. Allah, birincisiyle imânı, ikincisiyle velâyeti, üçüncüsüyle nübüvveti, dördüncüsüyle risâleti, dördüyle birden de hanif dinini muhâfaza eder

Bunlardan biri olan kutub asla ölmez, yani yok olınaz. Bekleyenlere aynını açıkladığımız bu mârifet ancak bizim tarikimizden ümenâya mahsüstur. Bu dört kişiden her birinin, vücüdları (var oluşları) yanında, kalbleri gibi (kalbleri olan) ayrı bir şahıs her zaman için vardır. Bunlar onların nâibleridir. Nâibler hariç, dostlarımızdan velilerin çoğu, değil adını verdiğimiz peygamberleri, kutbu, iki imamı, evtâdı dahi tanımaz. (Fütühât, II, 8

Kutubların tamamı Abdullah'dır. İmamlar ise her zaman Abdülımelik ve Abdurrabb'dır. Kutub öldüğünde onun yerine geçerler. Bunlar Kutb'un birer veziri konumundadır. Biri mülk, diğeri ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melekut/" meleküt /a âlemine bakar. Bir de evtâd denen veliler vardır. Her zaman dört tanedirler. Ne artarlar, ne de eksilirler. (Fütühât, II, 9

Evtâd, dört kişiden ibâret olup, her biri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyânın /a dört yerinde bulunurlar: Bunların birinin makamı doğuda, birinin makamı batıda, birinin makamı kuzeyde, diğerinini makamı da güneydedir. Allah bu yönleri onlarla korur. Çünkü bu yönler, Allah Teâlâ'nın nazar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a mahallerdir. (Kâşânî, 33; Câmi’, 77

Evtâd, Allah'ın kendileriyle âlemi koruduğu kimseler olup, dört tânedirler. Bunlar abdâldan daha husüsidir. Kutbun sağında ve solunda bulunan iki imam bunlardan, kutub ise hepsinden daha husüsidir. Abdâl, kötü sıfatları iyilerle değiştiren kimseler için kullanılan ortak bir ad olup, kırk, otuz veya yedi gibi belirli bir sayıdaki kimseleri ifâde eder. (Meşârık, 119

Sahabiden sonra velilerin en büyüğü kutubdur. Sonra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/efrad/" efrâd /a -gerçi bunda ihtilâf vardır-, sonra imamân, sonra evtâd, daha sonra ise abdâldır. (Meşârık, 120

Evtâd, dört kişiden ibârettir. Menzilleri, doğu, batı, kuzey ve güney olmak üzere âlemin dört tarafıdır. Her birinin makamı bu yönlerdedir. Onların, dördü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/evveliyyet/" evveliyyet /a

zâhiri, dördü de bâtıni olmak üzere sekiz ameli vardır. Zâhiri amelleri çok oruç a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tutmak/" tutmak /a , insanlar uykudayken gece ibâdete kalkmak, tâatı çok yapmak, seherlerde istiğfar etmek, bâtıni amelleri ise tevekkül, tefviz, güvenilirlik, teslimiyettir. Onların her birinin kendileri arasından seçilmiş bir kutbu vardır. (Câmi’, 4

Dört evtâd, Abdülhay, Abdülalim, Abdülmürid ve Abdülkadir olup, asıl adları İdris, İlyâs, Hızır ve İsa'dır. Onlar dünyânın kutbu, evtâd ise onların vekilleridir. Onlarda ölüm, hastalık, baygınlık ve değişme yoktur. (Câmi', 105

Evtâd, her zaman sayıları dört olup ne artar, ne de eksilirler. Biz bunlardan İbn Ca'dün adında birini Fas şehrinde gördük. Ücret karşılığında un eliyordu. Onlardan biriyle Allah doğuyu korur. Onun yetki alanı orasıdır. Diğerlerininki ise batı, güney ve kuzeydir. Taksim Kâbe'den yapılır. Bunlar bazen kadın, bazen da erkek olur. Bunların adları Abdülhay, Abdülalim, Abdülkadir ve Abdülmürid'dir. (Nebhâni, I, 39

Evtdâd, biri doğuda, biri batıda , biri kuzeyde diğeri de güneyde olmak üzere dört tanedir. (Kavânin, 102