İnsanın zâtı itibâriyle şerefli olduğuna inanan kimse, Allah'ın onu kendi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudret /a eliyle yaratması ve insanda toplanan husüsiyetlerin başka varlıklarda bulunmaması yönüne bakmış ve demiştir ki: Allah onu kendi süretinde yaratmıştır. Bu, İnsanın şerefi zâtıyladır diyenlerin delilidir
Buna itirâz edenler ise şöyle derler: Eğer insanın değeri zâtıyla olsaydı, biz insana a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/insan-i-kamil/" insân-ı kâmil /a baktığımızda onun değerini hemen anlayıverirdik. Oysa durum hiç de öyle değildir. Bu büyük ve şerefli insan, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olduğu bilgi veya yaratılışıyla diğer insanlardan ayrılmaz, bu iki husüsiyeti zâtının târifinde toplaması gerekirdi. Oysa insanın şerefi derece veya mertebe denen ârızi bir durumdur. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a şerefli olan derecedir. O dereceye erişen bir şahıs şerefi elde etmiş olur. Bu tıpkı risâlet, nübüvvet, hilâfet ve saltanat gibi (siyasi ve dini) tâbi olma kuralına göre böyledir. (Fütühât, TII, 33
İnsan üç yönüyle muhâtabdır: Rüh, nefs ve cisim. Bu isimlerden her birinde dört şey vardır. Bunun için o, dört taraflı bir şehirdir. Her isimde şeytana cevâb veren yedi şey vardır. Her isimde meleğe mâni olan yedi şey vardır. (Bunlar şöyle açıklanabilir:) Rühun iki meleği, iki de şeytanı vardır. Cismin de iki meleği, iki şeytanı vardır. Nefsin ise bir melek ve bir şeytanı bulunur. Bir altıncı melek rüh ile nefs arasındadır. Bunun karşısında inatçı bir şeytan vardır. Yedinci bir melek de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nefs-ile/" nefs ile /a cisim arasındadır, bunun karşısında da (bir başka) inatçı şeytan bulunur. (Letâ'if, 122
Vücüd (varlık) mertebelerinden biri de insandır. Vücüd mertebeleri onunla tamamlandı, âlem a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a erdi ve Hakk Teâlâ isim ve sıfatları itibâriyle en kâmil mânâda tezâhür etti. Şu hâlde insan mertebe itibâriyle en son, kemâl itibâriyle derecesi en yüce bir varlıktır. Başka varlıklar böyle değildir. Daha önce açıkladığımız gibi insan, Hakk'ın hakikatlerini ve yaratılış hakikatlerini hem topluca, hem de taf
