Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

indiyyet (Tasavvuf Sözlüğü)

Hakk'ın indiyyeti kendisidir Zât'ının Eşyânın hazineleri bulunur orda Gördükleri oradan iner çünkü onu bir koruyan var Asla durmaz orada Hakk'ın inişi Çünkü en üstteki özdür O Temizdir zarfının indiyyeti Mekânların …

Hakk'ın indiyyeti kendisidir Zât'ının

Eşyânın hazineleri bulunur orda

Gördükleri oradan iner

çünkü onu bir koruyan var

Asla durmaz orada Hakk'ın inişi

Çünkü en üstteki özdür O

Temizdir zarfının indiyyeti

Mekânların indiyyeti değildir

Dehri Allah'tır onun

Her sâkinin dış kabıdır dehr

Ondaki sükün ile a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olur ona

Meskeni ise meskenlerin en yücesidir

Onun O'nsuz taşıyıcıları yoktur

O taayyün eden bir zorunlu varlık gibidir

İnce bir mânâ ile saflaşmadı o

Ben borçlu değil borca kefilim

(Fütühât, TL, 189-190

Mâkuldür indiyyeti Rabb'inin

Ama mâkul değil indiyyeti hevânın

Bilinemez indiyyeti Allah'ın

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a indiyyeti bilinir ama

ikisi de zarfiyyet makamında değil bunların

Başka hiçbir şeye yüklenemez indiyyet

İndiyyet, vücüdi (varlığa ait) bir durumla ilgili a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbettir /a . Çünkü nisbetler; hükmü sâbit, ama aynı mâdüm olan yokluğa ait durumlardır

Hüve, gaib bir zamirdir. Gaibe, hâli gaib olduğu müddetçe hâkim olunamaz. Çünkü görülene kadar hangi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a olduğu bilinemez. Görüldüğünde artık o (hüve) değildir. Çünkü gayb olmaktan çıkmıştır. Aynı şekilde susana konuşuncaya kadar herhangi bir durum nisbet edilemez. (Fütühât, HI, 191-192

infirâk ) İnfirâk, ahmaklık ve aldırmazlık demektir. (Mizân, 84

inkıtâ ilallâh İnkıta a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilallah/" ilallah /a , her şeyden alâkayı kesip Allah'a dönmektir. İnkıtâdan önce dört şeyi yerine getirmek gerekir: Bunlardan tevbe, Allah'ın sevdiğini sevmediğine tercih etmektir. İkinci olarak bu sayede mahlükata inniyyet karşı ünsün meydana gelmesidir. Diğer ikisi de, Allah'ın, verdiği dünyâlığı artırmasından dolayı sevinmemek, noksanlaştırdığından ötürü de üzülmemektir. Bu, Allah'a karşı itâat ve verâın derecesini gösterir. Bunları yapmanı sağlayacak olanlar ise, Allah'ın vaadini tasdik, yetecek kadar olanı istemek, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâdan /a alâkanı derhâl kesmeye çalışmaktır. (Âdâbı, 158

inniyyet/enniyyet Hakikatın sözle ifâdesidir. (Istılâh, 538

Bir şeyin inniyyeti, o şeyin hakikatidir. Bir topluluğa göre inniyyet, Hakk tarafında Şübhesiz ki ben senin Rabb'inim , kâmil varlık tarafında ise Ben Allah'ın Resülü'yüm şeklindedir. İbârelerini kaydettiğimiz bu iki inniyyet, iki taraflı olup, her birinin hükmü diğerinden farklıdır. (Fütühât,TV, 44

Kendi sadelik ve sırflığından tenezzül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a zaman Sırf Zât'ın üç tecelligâhı olur: Bu tecelligâhların ilki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyettir /a . Burada Zât'ın tenezzülünde, ne itibârlar, ne izâfetler, ne isimler ve ne de sıfatlar vardır. Hatta bunların dışında da herhangi bir zuhür sahası yoktur. O Zât-ı Sırf'tır. Fakat sadece ahadiyyet ona nisbet edildiği için hükmü sadelikten nüzül etmiştir

Bu tecelligâhların ikincisi hüviyettir. Burada da ahadiyyet dışında zikr olunanların zuhür yeri yoktur. Bu makamda hüviyet, Zât'ın sadeliğine karışmıştır. Ancak ahadiyyetin Zât'a katılması gibi değildir. Bunun sebebi, bu makamdaki gizlilik akıl yoluyla bilinsin, gaibe bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a bulunsun diyedir. Gerisini sen anla

Bu tecelligâhların üçüncüsü inniyyettir. Bu makamda da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/huviyyet/" hüviyyet /a hâricinde diğerlerinin zuhüru yoktur. Burada da Zât'ın sadeliğine katılma vardır. Fakat bu ka