olmaksızın Hakk'ı müşâhede eder... Kulun bu müşâhedesi sahih olduğu zaman, işte bu müşâhid (müşâhede edeni, Allah Teâlâ'yı müşâhede etmektedir. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a mazhararının en yücesidir. Ondan sonra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddikiyyet/" sıddikıyyet /a mertebelerinin başlangıcı bulunur. İşte bu vücüddur. Rabb'in vücüduyla kendisinden fâni olur. O zaman sıddikıyyet dâiresine girer. Şehâdet-i kübrânın en aşağı kısmı ise hiçbir sebebe bağlı olmaksızın mehabbetullaha (Allah sevgisine) bağlanmaktır. Böylece onun Allah Teâlâ'yı sevmesi, O'nun sıfatlarından ve sevilmeye lâyık olmasından dolayı olur. (İnsân, II, 93
Âlem tamamıyla O'nun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatleri /a ve tafsilâtıdır. Şehâdet... yani, yaratılmışların zâhiri ve süretleridir. (Sofyavi, 34
(Ayrıca bk. a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayb-sehadet/" gayb-şehâdet /a
