fanâsır-ı insân; terkib-i insân
Muhakkiklere göre mükemmel bir insanın terkibi üç mânâdan oluşur: Bunlardan birincisi rüh, ikincisi nefs, üçüncüsü ceseddir. Bu üç mânâdan her birini ayakta tutan bir sıfat vardır. Rühun sıfatı akıl, nefsin sıfatı hevâ, cesedin sıfatı ise histir. (Hücvîrî, 238
Bize göre insan biri zâhir ve diğeri bâtın olmak üzere iki nüshadan oluşmaktadır. Zâhir nüshası bütünüyle âleme benzer. Bâtın nüshası ise İlâhi Hazret'e benzer. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a insan mânâ ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatte /a külli bir varlıktır. Çünkü insan bütün mevcüdâtın mukabilidir. (İnşâ , 21
Anlatmış bulunduğumuz tenzih ve teşbih dâireleri: İki siyah çizgiyle çevrili olan beyaz dâireler, İlâhi Hazret'in tenzih dâirelerine misâldir. Allah Teâlâ her şeyi kuşattığını şöyle ifâde buyurur: Şübhesiz o her şeyi kuşatır. . Yine başka bir âyet-i kerimede: Allah her şeyi bilgisiyle kuşatmıştır. buyurmuştur. Ortasındaki yuvarlak çizgiyle ayrılan beyaz dâire ise insan dairesidir. Küçük yuvarlak tek çizgiden İlâhi Hazret tarafına olan kısım, insanın İlâhi Hazret'e benzemesinin misâlidir. En küçük çizgiden en küçük dâireye kadar olan kısım insanın kâinât âlemine benzemesinin misalidir. İçerisinde yer alan dörde bölünmüş kısım ise âlemleri bütün olarak saymak içindir. Merkezi kuşatan küçük dâire ise, insanın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halife/" halife /a olduğu ve emrine verilen âlem dâiresidir. Merkezin dışında kalan dört çizgi, âlemler arasındaki bölümlerin kuşattığı yere kadar olan kısım ise ortaya koymuş olduğumuz sırrın gerçekleştirilmesine misaldir. (İnşâ', 24
Emanettir insandaki unsurlar
Şekil verildi onda
ateşe nüra ve çamura
insân Kendisi ile Kendisi ile
kaim, cisim ve kaim, gayr-ı
cevherler gibi mütehayyiz
mütehayyiz Müfârık
Kendinden Kendisi ya da gayrıyla
gayrıyla kaim, Kaim olmayan
mütehayyiz, mevcüd olmayan
arazlar gibi mütehayyiz olan
O'nun bildirdiği senin bildiğin
hiçbir varlık yoktur ki
O'nun ölçüsü dışında kalsın
Kim elde ederse akılla onu
çıkmaz bu ölçünün dışına hükümlerinde
İnsandır onun adı
Süreti kâinâtta olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâl /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a
Varlığı delil taşır dinden
Onda olmalı ölçü ölçtünse eğer
Ne eksik bırakılmış ne de bir fazlası var
Sen de tutun ona
aldanma görünüşe
inkâr ve unutkanlıktır görünüşe hâkim olan
Teklifin alâmetleri görüldüğünde
emir ve yasak çıkar ortaya
insan ve şeytan
Her sıfattan anlaşılabilir nasibimiz
varlığımın kemâli
inkârda bir eksiklik bulduğunu
elde etsen bile kemâli
İnsanın, kabz ve bast diye adlandırılan iki hâlin bir araya geldiği birçok hâli vardır. Bunlara ister havf ve recâ, ister vahşet ve üns, istersen a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a ve teennüs füns) bulma ya da daha başka şey söyle. İnsan ister ârif, ister temkin, isterse telvin sâhibi bir mürid olsun, herhangi bir vakitte, herhangi bir sebebe ve gereğe bağlı olmadan bu hâllerle vasıflanmamış olması imkânsızdır. (Rüh, 39
Her insan halife değildir. Çünkü bize göre hayvâni insan (yalnızca süret olarak insan olması sebebiyle) halife olamaz. Yine erkeklik halifeye mahsüs bir husüsiyet değildir. O hâlde bizim sözümüzün tam şekli halifenin hem erkek ve hem de kadın olduğudur. Zira insan olmak hem erkeği hem dişiyi kapsar. Erkeklik ve dişilik birer arazdır. Başka hakikatleri (husüsiyetleri) gerektirse bile bütün hayvanlarda erkeklik ve dişilik bulunmasından dolayı, bu iki araz, insan olmanın husüsiyetlerinden sayılmaz
Âlemde hangi hakikat varsa, insanda da vardır. İnsan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimesi /a tüm hakikatleri kapsayan, şerefli bir özettir (insan varlığın özüdür). Âlemin ona (insana) teslim edilmiş olarak icâdına yönelik ilâhi hakikatlerin yaratılması, bütünüyle bu önder insâniyyetin yaratılışına yönelmiştir
Insan kelimesinin ne olduğu husüsunda ihtilâf edilmiştir. Bir tâife Lâtif'tir demiş, başka bir tâife ise Cisimdir , bir başka tâife ise Bunların hepsidir demiştir. Uygun olan târif budur. İnsan lafzı her tâifenin söylediği anlamlarda vârid olmuştur
İnsanın şerefi hakkında da ihtilâfımız vardır: Bu şeref zâtına mı aittir, yoksa O'nun aynında zuhüra ulaştıktan sonra elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a bir mertebe midir (yaratılışından mı gelir, Hakk'a vâsıl olduktan sonra mı kazanılmıştır)? (İnsanın) insâniyyeti konusunda kâmil olarak kabül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a , ya sâhib olduğu bilgi veya halifelik ve
