kuvvetler olan ve ona (insana) benzeyenin (meleklerin), kendisine (insana) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetle /a tanınabildiği insâniyyet kuvvetleridir. Hz. Âdem'e fonun yaratılmasına) itirâz eden melekler gibi
...Onlar kendileriyle perdelenmişlerdir melekler sadece kendilerini bilirler)... İşte bu sebeble ... göremezler... yani ...kendi zâtından daha faziletlisini... bilmezler. Aslında onlar, sadece kendi zâtlarının diğerlerinden daha üstün olduğunu bilir ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melek-i-ala/" melek-i âlâ /a
bundan dolayı da kendilerini diğerlerine tercih ederler. Ancak onların kendileri hakkındaki bu bilgileri doğru bir bilgi değildir
...İşte onda... yani neş'ette ...-ki (bu neş'et) iddiâğya konu olmaktadır-... yani neş'et iddiâsındadır. Bu iddiâ, onun (İbn Arabi'nin) bu konudaki sözünden bedel-i iştimâldir (bu ifâde, neş'eti umümi hâle getirmektedir). Bu bedel, meleklerin iddiâsı hakkındaki sözü gibi, iddiâ edilen sözü açıklayan kişinin beyânından dolayı, mânânın değil, iki tane haberin olmasıdır. ...fneş'ette) ehliyet vardır...(melekler neş'ette ehliyet olduğu iddiâsındadırlar) isim üzerine tevcih edilmiş olup (İbn Arabi'nin) ...onlar (melekler) katındaki her yüce mekân ve yüksek mertebe ilâhi cem iyyetten gelir... sözünden de anlaşılacağı gibi, melekler kendi zâtlarından daha faziletlisini bilmezler ve görmezler. Böylece, tıpkı kendi zâtlarıyla kendi kuvvetlerinden perdelendikleri gibi, ilâhi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/cem-iyyet/" cem'iyyetle /a kendilerinden perdelenmeleri sebebiyle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendilerinin/" kendilerinin /a bilfiil haklı olduklarını savunurlar. Fakat bu dâvâ ve iddiâ doğru değildir
Şübhesiz peygamberler ve tahkik ehli, iddiâda bulunduklarında ancak tahkik ettikleri şeyleri iddiâ ederler. Buna göre insan, bilfiil yücelik mertebesine ehil değildir. Ancak tahkik ettikten, bu tahkikinde de kendi katındaki ilâhi cem'iyyet sebebiyle de değil, sebebleri elde ettikten sonra yüce makama ulaşır (insan, tek başına kendi özündeki ilâhi nefes yoluyla değil, kendi çabası sonucunda ahlâkını güzelleştirip özünü keşfettikten sonra yücelir). Şübhesiz, bu sadece a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a ortaya çıktığı için, başka bir şeye değil, ancak neş'ete mahsüs bir hâldir. (Sofyavi, 19
(Ayrıca bk. levh; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/levh-i-mahfuz/" levh-i mahfüz /a
