Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

isbât etmek (Tasavvuf Sözlüğü)

fark, Hakk'ı isbât etmekse cem sıfatıyla ilgilidir. Bir kul için cem hâli de fark hâli de gereklidir. Çünkü fark'ı olmayanın kulluğu, cem'i olmayanın ise mârifeti olamaz. (Kuşeyri, 38 Cem'u'l-cem , cem hâlinin üstünde …

fark, Hakk'ı isbât etmekse cem sıfatıyla ilgilidir. Bir kul için cem hâli de fark hâli de gereklidir. Çünkü fark'ı olmayanın kulluğu, cem'i olmayanın ise mârifeti olamaz. (Kuşeyri, 38

Cem'u'l-cem , cem hâlinin üstünde bir derecedir. Bu konuda süfiler, hâllerinin değişik ve derecelerinin çeşitli olmalarına göre farklılıklar gösterir. Bazıları hem kendini hem de halkı isbât eder, fakat her şeyin Hakk ile kaim olduğunu görür. Buna cem hâli denir. Kul halkı görmekten zorla alıkonulmuş, kendisi hakkında şuurunu kaybetmiş, Allah'tan başka bütün varlıklar hakkında hassasiyetini (duyularını) yitirmiş, sadece a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sultani/" sultanından /a gelip kendisini istila eden tecellilerle meşgul bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a ise buna cem'u'l-cem' denir

cem'-fark Tefrika, mâsivâyı Aziz ve Celil olan Allah'a ait görmektir. Cem mâsivâyı Allah ile görmektir. Cem'u'T-cem', külliyen yok olmak ve hakikatin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/galebe/" galebe /a etmesi ânında Aziz ve Celil olan Allah'ın dışında her şeyle ilgili duyguları kaybetmektir. (Kuşeyri, 39

Cüneyd şöyle der: Kurbun (yakınlığın) vecd ile bulunması cem , kulun beşeri husüsiyetler içinde gaybeti de (kaybolması da) farktır.

Şöyle denilmiştir: Allah onları mârifette cem , ahvâlde de tefrik etti.

Cem', sâhibinin Hakk'tan başka hiçbir şeyi müşâhede edemediği vuslattır. Ne zaman başkasını müşâhede ederse, o zaman o cem olmaz. Fark ise, dilediğini açık seçik görmektir. Bu konuda şeyhlerin sözleri çoktur. Gayeleri şudur: Onlar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/cem-ile-tevhidin-tecridine/" cem' ile tevhidin tecridine /a , fark ile de kesbi olana a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmişlerdir. Buna göre tefrikası olmayan cem yoktur

Süfiler Falan kimse ayn-ı cem'dedir derken Hakk'ın murâkabesinin onun bâtınını doldurmasını kasd ederler. Kendi amellerinden birine dönünce de Tefrikaya döndü derler. Cem'in sıhhati tefrikayla; tefrikanın sıhhati de cem'ledir. Bütün bunlardan anlaşıldığına göre cem' Allah ile bilmek, fark ise Allah'ın emriyle bilmektir. Her ikisinin de bir arada bulunması gerekir

Müzeni demiştir ki: Cent bizzât Allah'ta fâni olmak, tefrika ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyettir /a (kulluktur). Bunlar birbiriyle irtibâtlıdır. Kendilerini a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/aynu-l-cem/" aynü'l-cem' /a (Hakk'ta tamamen yok olma) hâlinde olduklarını iddiâ eden bir topluluk hataya düşmüşlerdir. Bunlar tam tevhide erdiklerini iddiâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a ameli ortadan kaldırıp zındık olmuşlardır. Cem ancak rühun, tefrika ise bedenin hükmüdür. Rühla beden bir arada olduğu sürece cem' ve tefrika da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaka /a olacaktır

Vâsıti şöyle demiştir: Nefsine nazar a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a tefrika, Rabb'ine nazar ettiğinde ise cem hâlinde olursun. Kendinden başkasıyla kaim olunca fâni olmuş olursun. Artık ne cem vardır, ne de tefrika!

Denilmiştir ki: Onların İsüfilerin) cem'leri O'nun (Allah'ın) Zât'ında, farkları ise sıfatlarındadır.

(Süfiler) cem ve tefrika ile şunu ifâde ederler: Kul amellerine bakarak, nefsi için