Fenâ, kuldan hiçbir şeyde nasibi kalmayacak şekilde hazların yok olması ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a fâni olduğu şeyle meşgul olmasından dolayı tüm şeyler yok olduğundan temyizin (eşyâyı ayırd etme durumunun) ortadan kalkmasıdır. Nitekim Âmir Abdullah bu konuda şöyle söylemiştir. Bir kadın mı gördüm, yoksa bir duvar mı aldırmanı. Hakk, onu (kendisinden başka bir tarafa) çevrilmemesi için kollar, onu kendi vazifelerine ve münâsib davranışlara yöneltir. Böylece o, Allah'a karşı kendi aleyhine olacak, sorguya muhâtab kalacağı şeylerden ve tüm isneyniyyet aykırılıklardan korunmuş olacağından onları yapmaya bir yol bulamaz. İşte bu ismettir. (Ta'arruf, 92
Dünyevi nimetler iki çeşittir: Tevfik (başarı) nimeti ve ismet (korunma) nimeti. Tevfik nimeti öncelikle Allah'ın seni Islâm'a, sonra Sünnet'e ve sonra da itâate muvaffak kılmasıdır. İsmet nimeti ise Allah'ın seni küfür, şirk, bidat, sapıklık ve diğer günâhlardan korumasıdır. (Minhâc, 82
İsmet ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/itisam/" itisâm /a (tutunmak, bağlanmak, sarılmak) iki türlüdür: Allah'a sarılmak ve Allah'ın ipine sarılmak. Allah'ın ipine sarılanlardan isen, sebeblere yapışan kimselerdensin, demektir. Allah'a sarılanlardan isen, bizzât Allah'a yapışan kimselerdensin, demektir. Şübhesiz Allah'ın kulları içinde hâs olanları vardır. Ehlullah, Hakk süretiyle Allah'ın halkı için zinetlenmekle temayüz ederler. (Fütühât, IV, 404
(Ayrıca bk. i"tisâm
