Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ıstılâm (Tasavvuf Sözlüğü)

Istılâm, akıllar üzerine vârid olur. Üstünlük ve kuvvetinin etkisiyle onları söküp atan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/galebe/" galebenin /a sıfatıdır. (Luma , 450 Istılâm, beşer irâdesini yok etme husüsunda a href …

Istılâm, akıllar üzerine vârid olur. Üstünlük ve kuvvetinin etkisiyle onları söküp atan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/galebe/" galebenin /a sıfatıdır. (Luma , 450

Istılâm, beşer irâdesini yok etme husüsunda a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imtihan/" imtihân /a lütfu ile kulu bütünüyle te'siri altına alan Hakk'ın galebeleridir. İmtihan olunmuş kalb ile ıstılâm olunmuş kalb a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ifadeleri/" ifâdelerinin /a her ikisi de aynı mânâya gelir. Ancak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvuf /a yolunu tutanların terimleri arasında ıstılâm kavramı imtihândan daha husüsi ve daha ince mânâ ifâde eder. (Hücvîrî, 473

Istılâm, kalbde vârid olarak onu hâkimiyeti altında te'sirsiz hâle getiren sermestliğin sıfatıdır. (Istılâhı, 536

Tasavvuf ehline göre ıstılâm, kalbde vârid olarak onu hâkimiyeti altında te'sirsiz hâle getiren sermestliğin sıfatıdır. Hakk kulun sırrına cemâl süretinde tecelli edince, nefsine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a etki eder. Çünkü cemâl Hakk Teâlâ'nın, heybet kulun sıfatıdır. Celâl Hakk'ın, üns ise kulun sıfatıdır

Kul, cemâl tecellisi için heybetle vasıflanırsa cemâlin heybeti devamlı olduğu için kalbde heybetin te'siri, azalarda da uyuşukluk olur. Bu te'sir sayesinde heybet ıstilâm

ateşi alevlenir. Böylece gücü zayıflar. Bunun görünen alâmeti, uzuvların uyuşması ve cansızlaşmasıdır. Bu sıfatından hareket edince ancak yeri kaybolmayacak kadar devri olarak hareket edebilir. (Çünkü ateşin dört bir taraftan kapladığını zanneder. (Esfâr)) Bir yere doğru hareket etmek istese kaçmak istiyormuş gibi yerinde döner durur. Bu durum başka bir hâl ile hafifleyinceye kadar devam eder. Bu durum bir makam değil, bir hâldir.... (Fütühât, TI, 521; Esfâr, 291

Şibli ıstılâm hâli kaplayınca güçsüzlükten ve korkudan dönüp dururdu. Ancak Cenab-ı Hakk'ın inayeti yetişip namaz vakitlerinde onu şuur hâline döndürürdü. Namaz kılmayı bitirdiğinde, ıstılâm hâli gelip tekrar onu etkisi altına alırdı. Onun bu durumu Cüneyd'e anlatıldığında: Namaz vakitlerinde bu hâl kendisinden kalkıyor mu? dedi. Evet dediler. Bunun üzerine Cüneyd: Onun aleyhinde konuşma fırsatı vermeyen Allah'a hanıd olsun dedi. (Fütühât, TI, 521

Istılâm, kalbe hâkim olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heyeman/" heyemâna /a yakın bir sermestliktir. (Kâşânî, 30

Istılâm, lügatte isti'sâlin karşılığıdır. Aslı (kulakların tükenmesi, iş görmez hâle gelmesi, duyamaması anlamına gelen) isti'sâl-i üzüneyn olup, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddetli /a gaybet hâli sebebiyle muhibbin hislerini kaybetmesidir. Bu hâl süfiler tarafından makam sayılmıştır. (Ravza, 349

Istılâm, kalbe hâkim olan heyemâna yakın bir sermestlik olup, rütbe ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâl /a