Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

istitâr (Tasavvuf Sözlüğü)

hükmüyledir. Yoksa Allah, kendisinden gizlenme ve kendisine tecelli etme gibi durumlardan münezzehtir. Bu mânâ, Zât'ının tecelli ve istitâr, bâtınlık ve zâhirlik, hâller, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetler …

hükmüyledir. Yoksa Allah, kendisinden gizlenme ve kendisine tecelli etme gibi durumlardan münezzehtir. Bu mânâ, Zât'ının tecelli ve istitâr, bâtınlık ve zâhirlik, hâller, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetler /a , itibârlar, izâfetler, isimler ve sıfatlar konusunda gerektirdiği şekildedir. (Allah) hiçbir farklılaşma ve değişikliğe mârüz kalmaz. (İnsân, I, 30

Kendi sadelik ve sırflığından tenezzül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a zaman Zât-ı Sırf'ın (Sırf Zât'ın) üç tecelligâhı olur: Bu tecelligâhların ilki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyettir /a . Burada Zât'ın tenezzülünde, ne itibârlar, ne izâfetler, ne isimler ve ne de sıfatlar vardır. Hatta bunların dışında da hiçbir zuhür sahası yoktur. O Zât-ı Sırf'tır. Fakat sadece ahadiyyet ona nisbet edildiği için hükmü sadelikten nüzül etmiştir

Bu tecelligâhların ikincisi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/huviyyet/" hüviyyettir /a . Burada da ahadiyyet dışında zikr olunanların zuhür yeri yoktur. Bu makamda hüviyyet, Zât'ın sadeliğine karışmıştır. Ancak ahadiyyetin Zât'a katılması gibi değildir. Bunun sebebi, bu makamdaki gizlilik akıl yoluyla bilinsin, gâibe bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a bulunsun diyedir. Gerisini sen anla

Bu tecelligâhların üçüncüsü inniyyettir. Bu makamda da hüviyet hâricinde diğerlerinin zuhüru yoktur. Burada da Zât'ın sadeliğine katılma vardır. Fakat bu ka