Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

itâb (Tasavvuf Sözlüğü)

ve ikaba (cezâya) o uğramakta, saadet ve şekavet ona gelmektedir. Hayvani rüh, her şeyde ona uyar ve onunla beraber olur Kalbin hakikatini bilmek ve sıfatlarını tanımak mârifetullahın anahtarıdır. Onu tanıman için …

ve ikaba (cezâya) o uğramakta, saadet ve şekavet ona gelmektedir. Hayvani rüh, her şeyde ona uyar ve onunla beraber olur

Kalbin hakikatini bilmek ve sıfatlarını tanımak mârifetullahın anahtarıdır. Onu tanıman için mücâhede etmen gerekir. Çünkü o, meleklerin cevheri cinsinden olan değerli bir cevherdir. Asıl madeni ilâhi hazrettedir. Oradan gelmiştir, tekrar oraya dönecektir. (Kimyâ , 5

Kalbin acâib hâlleri: Bil ki kalbin ilimlere açılan iki kapısı vardır. Biri rüyâlar âlemine diğeri ise uyanıklık âlemi denen dış a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâya /a açılır. Kişi uyuduğunda hislerinin (duyu organlarının kapısı kapanır, karşılığında ona bâtın kapısı; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melekut/" meleküt /a âleminden, Levh-i Mahfüz'dan ışığa benzer bir gayb âlemi açılır. Çoğunlukla onu keşfetmek için rüyâ tâbirine ihtiyaç duyulur. Açık olana gelince, insanlar onun uyanıkken görülebileceğini, uyanıkken görülenin mârifet bakımından daha iyi olduğunu zannederler. Hâlbuki uyanıkken gayb âleminden hiçbir şey görülmez. Oysa uyku ile uyanıklık arasında gördüğü şey, mârifet bakımından hislerle görülenden daha iyidir. (Kimyâ , 11

Kalb ayna gibidir, Levh-i Mahfuz da ayna gibidir. Çünkü orada her şeyin süreti vardır. Bir ayna diğer ayna ile karşı karşıya geldiğinde birindeki süretler diğerine geçer ve böylelikle Levh-i Mahfüz'da olan süretler, şayet kalb dünyevi şehvetlerle dolu değilse onda görülür. Şayet kalb dünyevi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetler /a ile meşgul ise meleküt âlemi ona kapanır. Uyku hâlinde hislerle (duyularlaj alâkası kesilmiş ise, meleküt âleminin cevherleri çıkar ve Levh-i Mahfüz'daki bazı süretler kalbde görünür. His kapıları kapanırsa sonrası a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a olur. Bu yüzden gördüğü örtünün altında kalır, 522 kalb

hak gibi doğru ve açık olmaz. Sâhibinin ölümüyle kalb de ölecek olursa ne hayâl kalır, ne de his. İşte o zaman vehim ve hayâl olmaksızın açıkça görür. (Kimyâ', 12

Seyr ( a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvuf /a yolunda yürümek; kalbin seyridir... (Feth, 30

Tevhid kalbdedir, zühd kalbdedir, takvâ kalbdedir, mârifet kalbdedir, Hakk'ı bilmek kalbdedir, Hakk Teâlâ'yı sevmek kalbdedir, O'na yaklaşmak kalbdedir. (Feth, 49

Fetvâ-yı kalb (kalbin fetvâsı) fakihin fetvâsını bozar. Çünkü fakih kendi içtihadına göre fetvâ verir. Halbuki kalb, sadece azimetle, Hakk'ın râzı olduğu ve O'na mu vâfakat eden (uygun olan) fetvâyı verir. (Feth, 286

Kalb, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a , mârifet ve ilmin meskeni olmuştur. (Fütül, 66

Nefs, ilk olarak kendisinden kurtulunan zulmâni ve dünyevi bir perdedir. Kalb ise son olarak kendisinden kurtulunan nürâni ve semâvi bir perdedir

Tüm renklerle bezenmeye hazırdır kalbim benim

Ceylanlara otlak oldu

rahiblere manastır

putlara tapınak

Kâbe tavaf edene

Levhalarıyla Tevrat

sayfalarıyla Kur'an

Artık hangisine yönelirse yönelsin aşk kervanları

dinim imânınıdır benim

Yok oldu varlığım battı yıldızım

kalbime sırrın doğduğu demde

Rabb'imin sırrıyla hâllendi kalbim

Geçtim bedenimin duyduğu şekilden

(Şiir) kalble mârifet elde edildiğinde duyuların kaybolduğuna a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a ediyor. (Divân, 2

Bakana aynadır muhakkik kalbi

Kim bakarsa görür onda

rühları kim yaratmış

Yok edince yaratılmışların tüm yankısını

sıfatları birleşince Hakk'ın sıfatlarıyla

Anlar kimdir benzeyen

kalb en yüce topluluğa

İşte kalbin makamı

şükrederse eğer

Kim benzerse Hakk'ın her şeyi yapan sıfatlarına

hemen anlar her şeyi

Vekim benzerse makamına Zât'ın

yok etmek için sıfatlarını

Zâti tecelliden ibâret olan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yakut-i-ahmer/" yâkut-ı ahmer /a (kırmızı yaküt) olması itibâriyle ilâhi hazretin tecelli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a her kalb, müşâhede eden, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mukemmil/" mükemmil /a ve âlim kalbdir. Hiç kimse tecellide O'ndan (Zât'dan) üstün değildir. Bunun altında sıfatların tecellisi, bunların da altında fiillerin tecellisi vardır. Ancak bunların tecellileri İlâhi Hazret'tendir. Kendisinde bu tecellilerden (herhangi biri) bulunulmayan kimsenin kalbi, Allah'tan gafil ve kurbdan (O'na yaklaşma makamından) uzaklaştırılmış olan kalbdir. (Fütühât, I, 137

(Fuâd bir) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/insan/" insâni /a latifedir. Bu, onlara göre nefs-i nâtıka olarak isimlendirilen şeydir. O da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatte /a bir yönden rühun nefsle münâsebette bulunacağı yakın bir mertebeye inmesi; bir yönden de nefsin rühla münâsebette bulunmasıdır. Ilk yön sadr , ikinci yön ise fuâd olarak adlandırılır. (Kâşânî, 73; Câmi’, 94

Kalb, rüh ile nefs-i nâtıkanın arasında yer alan sırf nürâni bir cevherdir. Rüh kalbin bâtını, hayvani nefs ise bineğidir. Zâhiri ise, Kur'ân-ı Kerim'de kandile, inci gibi parıldayan yıldıza ve rühun da lambaya benzetildiği gibi, rüh ile beden arasında yer alır. Onun nürunun misali, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. O lamba bir fanus içerisindedir; fanus da inciye benzeyen bir yıldıza benzer. Ve o kandilin yakıtı, ne doğuda ne da batıda eşine rastlanmayan mübarek bir zeytin ağacından alınmaktadır INür, 24/35) Ağaç nefs, fanus bedendir. Kalb ise vücüd (varlık) ve nüzül (iniş) mertebelerinde âlemdeki Levh-i Mahfüz mesabesindedir. (Kâşânî, 145; Câmi', 93

Kalb huzüru... Bunun mânâsı kalbi, kendisini meşgul eden her şeyden boşaltmaktır. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmet /a (bir işe yönelmeyi sağlama) sebebiyle (yapılır). Zira ne zaman bir işe himmet edersen, o iş zorunlu olarak kalbine gelir. Himmetin kalbine gelmesini önlemenin himmeti namaza yönlendirmekten başka çaresi yoktur. Himmetin yönlendirilmesi, âhirete imân ve dünyânın basit görülmesinin kuvveti a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbetin/" nisbetinde /a azalır veya artar. Ne zaman kalbini namaza hazır görmezsen, bil ki bunun sebebi imân zayıflığıdır. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a , imânını güçlendirmeye çalış. (Kudâme, 22

Kalb asıl yaratılışı itibâriyle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hidayet/" hidâyeti /a kabül edebilecek kabiliyettedir. Ancak ona konulan şehvet ve hevâ sebebiyle de hidâyetten uzaklaşmaya meyleder. Meleklerle şeytanların orduları tarafından devamlı olarak kalbe saldırılar olur. Bu sal