Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

itisâm (Tasavvuf Sözlüğü)

İsmet ve ifisâm (sarılma, yapışma) iki çeşittir: Allah'a itisam, Allah'ın ipine itisâm. Eğer sen ehl-i hablden (Allah'ın ipi olan Kur'ân ehlinden) isen, bu takdirde ehl-i sebebdensin. Allah'a bağlanırsan ehlullahtan …

İsmet ve ifisâm (sarılma, yapışma) iki çeşittir: Allah'a itisam, Allah'ın ipine itisâm. Eğer sen ehl-i hablden (Allah'ın ipi olan Kur'ân ehlinden) isen, bu takdirde ehl-i sebebdensin. Allah'a bağlanırsan ehlullahtan olmuş olursun. Allah'ın bir ehilleri, bir de hâsseleri (özel ve seçkin kulları) vardır. Dedi ki itmi'nân 499 Ehlullahın hükmü, Allah'ın yarattıkları üzerinde Hakk süretiyle iyice düşünüp taşınma konusunda diğer insanlardan ayrıldıkları şeydir. (Fütühât, IV, 404

İtisâm, tâatı korumak, emri gözetmektir. İtisâmın ilki şekillere (zâhire), ikincisi mâsivâyı terke, üçüncüsü ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ittisal/" ittisâle /a (Allah ile vuslata) itisâmdır. İttisal: Sadece Allah'ı müşâhede etmektir ki işte buna Allah'a itisâm denir. (Ravza, 478

İtisâm, belâların şiddetine karşı, muhavvil-i ahvâle (hâlleri değiştiren Allah'a) dayanmaktır. (Câmi’, 54

İtisâm üç çeşittir: Avamın ttisâmı Allah'ın dininedir. Havâssın itisâmı Allah'ın ipinedir. Ehassın itisâmı ise Allah'adır (O'na sımsıkı tutunurlar). (Câmi’, 61

İtisâm, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayat/" bidâyâtta /a Allah'ın ipine yapışmaktır. Allah'ın ipine yapışmak demek, Kitâb ve Sünnet'e uygun olarak kulluk yapmak demektir. Ebvâbda itisâm, nefsin güçlerine karşı koyma ve şeytanın tuzaklarını boşa çıkarma husüsunda Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevfik/" tevfik /a ve yardımına yapışmaktır. Muâmelâtta itisöm, O'nun kuvvet ve kudretine yapışmaktır. Alhlâkta itisâm, yalnızca Allah'ın ahlâkına yapışmak, (Allah'ın) vahdeti için gerekli olan mehabbetini cezb etmeye çalışmaktır. Velâyet mertebelerinde itisâm, O'nun isimlerinin tecellisinin nürlarına yapışmaktır. Hakikatler makamında itisâim, O'nun Zâti tecellisine yapışmaktır. Nihâyâtta itisâm ise, O'nun hüviyetinde büsbütün fâni olduktan sonra, bekasıyla bâki olarak yapacağı şeyleri yapmak için ulühiyyete sarılmaktır. (Câmi’, 275